
![]() |
|
|
Ülkemizde operanın tarihi sanıldığın aksine oldukça eskidir. Bu konuda Türk tiyatrosu üzerine araştırmalarıyla tanınan Refik Ahmet Sevengil'in yazdığı bir yazıyı sunuyoruz. Birleşik Amerika Büyükelçiliği Haberler Merkezi'nin çıkardığı ve sanat-kültür ağırlıklı bir dergi olan Son Çağ dergisinin Haziran 1962 sayısında yer alan yazı, kuşkusuz bu konuda yazılmış yazılardan sadece biri. Opera Sanatı ve Türkler
Opera san'atı,
bilindiği gibi, onyedinci yüzyılda İtalya'da gelişip ortaya çıkmıştır; Türklerin
bu güzel san'at dalına karşı ilgi göstermeleri aynı yüzyıl içinde başlar. O
sırada padişah Dördüncü Mehmed, küçük şehzadelerini sünnet ettirmek, kızı Hatice
Sultan'ı ikinci vezir Mustafa Paşa ile evlendirmek için büyük bir düğün
düzenlemişti. Bu, bir genel şenlikti; günlerce sürecek olan genel eğlenceler
arasında bir de opera gösterilmesi düşünüldü; Sadr-ı âzam Köprülü Fâzıl Ahmet
Paşa Venedik'ten bir opera takımı getirtmek için teşebbüse geçti; düğünün
yapılacağı tarih yaklaşmıştı, Venedik'ten gelecek opera takımı o zamanki
taşıtlara göre bu süre içinde gelemezdi, teşebbüs bu yüzden başarıya ulaşamadı.
Bunu o sırada Türkiye'deki Fransa elçisi olan Marquie de Nointel'den öğreniyoruz.
Batı musikisi
Osmanlı padişahlarının sarayına İkinci Mahmud'un padişahlığı sıralarında 1826
yılında girmiştir; tanınmış opera bestecisi Geatano Donizetti'in kardeşi
Giuseppe Donizetti 1828 yılında İstanbul'a getirtilerek Saray Bandosu şefliğine
atanmıştı. Batı ülkelerinden başka musikiciler de getirtilmiş, Abdülmecid'in
padişahlığı sıralarında sarayda Türk gençlerinden koro ve orkestra kurulmuştu.
Bu, bir yandan Türkiye'de ciddi musikiyi yerleştirmek ve yaymak için yapılmış
önemli bir çalışmadır; öte yandan da Türk gençlerinin opera oynamaları için bir
hazırlıktı. 1848 yılında konserler vermek için İstanbul'a gelen Belçikalı keman
san'atçısı ve besteci Vieutemps, Padişah Abdülmecid'in huzurunda da konser
vermişti; hükümdar kendisinden Türk Sarayı'ndaki musiki çalışmalarını görüp
izlemesini istemiştir. Vieutemps o sırada İstanbul sarayında bir konservatuar
kurulmuş olduğunu, Türk gençlerinin burada enstrüman, şan ve bale dersleri
aldıklarını, opera eserleri oynadıklarını hâtıralarında anlatıyor. Türk gençleri
1848 yılında Vieutemps'ın karşısında Bellini'nin Somnambula operasından bir
perdeyi oynamışlardır. Refik Ahmet Sevengil Türk tiyatrosu ve halk şairleri üzerine araştırmalarıyla ünlü yazar 1903 Bingazi doğumlu. İstanbul Amerikan Kız Koleji ve Alman Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapan Sevengil, 1943 ve 1946 yıllarında iki dönem Tokat milletvekilliği yaptı. 1950 yılında Basın Yayın Genel Müdürlüğü Radyo Dairesi müdürlüğü görevini üstlenen Sevengil, 1968-70 yılları arasında TRT Genel Müdürlüğü danışmanlığı yaptı. Çeşitli gazete ve dergilere makaleler yazdı ve Vakit gazetesinin yazı işleri müdürlüğü görevini sürdürdü. Edebiyat ve tarih dünyamızda izler bırakan Sevengil 1970 yılında Ankara'da öldü. Eserleri arasında Eski Şiirimizin Ustaları (1964), Yüz Boyunca Halk Şairleri (1967), İstanbul Nasıl Eğleniyordu (1927), Yakın Çağlarda Türk Tiyatrosu (1934, 2 cilt), Türk Tiyatrosu Tarihi (1959-68, 5 cilt), Çıplaklar (1936), Perdenin Arkası (1941) sayılabilir.
|
|