MUZIKA – İ HUMAYUN’DAN CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI’NA
1. MUZIKA – İ HUMAYUN’UN KURULUŞU
2. MUZIKA – İ HUMAYUN’UN İLK KADROSU
3. GİUSEPPE DONİZETTİ DÖNEMİ VE ÇOK SESLİ MÜZİĞİN KURUMSALLAŞMASI
4. MUZIKA – İ HUMAYUN’UN İLK YILLARI
5. SULTAN ABDÜLMECİT VE MUZIKA, (çok sesli müzik için verimli bir dönem)
7. MUZIKA MEŞKHANESİ: İLK KONSERVATUAR
8. HAREMDE KADINLAR ORKESTRASI
10. DONİZETTİ PAŞANIN ÖLÜMÜ, (bir dönem kapanıyor)
11. GUATELLİ PAŞA
12. SULTAN ABDÜLAZİZ, (müziğin ihmal edildiği bir dönem)
13. SULTAN V. MURAT
14. ABDÜLHAMİT MÜZİĞE MERAKLI BİR PADİŞAH
15. ABDÜLHAMİT DEVRİNDE ORKESTRA
16. SAFFET BEY, (orkestranın önündeki yetenek)
17. ZATİ BEY VE ÇOK SESLİ KORO
18. SULTAN REŞAT VE MUZIKA – İ HUMAYUN
19. İLK TURNE, (muzıka dünyaya açılıyor)
20. ZEKİ BEY DÖNEMİ, (daha bağımsız bir orkestra)
21.CUMHURİYET DEVRİ, YEPYENİ BİR UFUK
22. CUMHURİYET ORKESTRASI YURTDIŞINDA
24.RİYASETİCUMHUR FİLARMONİ ORKESTRASI, CUMHURİYETLE ÖZDEŞLEŞMEK
25. ADNAN SAYGUN
28. ROBERT LAWRENCE
29. HİKMET ŞİMŞEK
30. BRUNO BOGO
31. OTTO MATZERATH
33. JEAN PERİSSON
34. TADEUSZ STRUGALA
35. GÜRER AYKAL
36. PAUL HİNDEMİTH
38. GÜNÜMÜZE DEĞİN GÖREV YAPAN CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI MÜDÜRLERİ
39. CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ PRKESTRASININ TARİHİNDE GÖREV YAPAN KONSERTMAİSTERLER
· ZEKİ BEY
· WINGLER
40. 1947 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI FİLARMONİ ORKESTRASI KADROSU
41. 1963 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KADROSU
42. 1969 – 1970 CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KADROSU
43. GÜNÜMÜZE KADAR CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI İLE KONSER VERMİŞ MİSAFİR YILDIZ SANATÇILAR
44. CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI SOLİSTLERİ
1826 yılında sultan II. Mahmud, tarihinde “Vaka – I Hayriye” (hayırlı olay) olarak anılan Yeniçeri Ocağını kapatmasının ardından batılı tarzda bir ordu kurmaya girişti. Sultan II. Mahmud yeniçerilerin muzıkası olan Mehter Takımı yerine de, batılı düzen ve kıyafetteki yeni askere yeni muzıka gereğine inanıyordu.
Sultan, ilk Türk bandosunun ( o tarihlerde “banda” deniliyordu) saraya mensup gençlerden kurulmasına karar Verdi. Enderun’a mensup Türk gençleri batı müziği öğreneceklerdi. Gerekli sanatçı kadrosu yetiştirildikten sonra ise, saray için bir muzıka ile askeri birlikler için bandolar kurulacaktı.
Hüsrev paşa’nın Seraskerliği (ordu komutanı) ile, Harbiye Paşa’nın Harbiye Nazırlığı zamanında Enderun’I Hümayun’da (saray okulu) elemenların kıyafet, ders ve maaşları Harbiye Nazırlığınca sağlanmak üzere Muzıka – i Humayun kurulmuştur (Haziran 1826). Bu tarihte, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının da kuruluş tarihi olarak Kabul edilir.
Batılı anlamda askeri bandonun yaratılması için kurulan Muzıka-i Humayun zaman içerisinde çeşitli müzik, sahne sanatı ve eğlence dallarını bünyesinde toplayan, gerektiğinde gruplar arasında yardımlaşma ve destekle farklı etkinliklere gidebilen bir örgüt olmuştur. (orkestra, Kızlar Fanfar Takımı, Kadınlar Orkestrası, Fasıl Takımı, Müezzinan, Orta Oyunu, Tiyatro, Canbazlık, Karagözcülük, Mukallidlik, hatta Opera, Opera Korosu, Operet, Dama Oyuncuları…) Sultan II. Mahmud mehterhaneleri yavaş yavaş kapatma yoluna gitti. Çünkü; batı müziği tarzında yetişecek elemanların zamana gereksinimleri vardı, halkın kulak alışkanlığı bir kalemde silinip atılamazdı, çoluk çocuk sahibi mehteranlar bir anda ortada bırakılamazdı. Dolayısı ile bir geçiş devresi yaşanmış, İstanbul iç ve dışında mehterhaneler 1826’dan sonra da bir müddet yaşatılmıştır. İstanbul Devlet arşivinde bulunan 1839 tarihli bir iki kayıt da bunu gösterir…
Bu hususta en iyi bilgi edindiğimiz kaynak, Tayyarzade Ahmet Ata’nın beş cilt olarak yazmış olduğu ENDERUN TARİHİ’dir (1810 – 1877). Bu kitap, Osmanlı devrinin bir nevi saray okulu olan Enderun-i Humayun’un tarihi, teşkilatı, buradan yetişen kimselerin biyografilerini içerir.
Ahmet Ata’nın verdiği bilgiye gore, ilk bando için ayrılan gençler şunlardır: Halil, Necip, Osman, Atıf, İbrahim, Tayyar Zade Halil, Edip, Aynı Zade Kemal Galip Şemsi, Merkez Zade Nuri, Bursalı Ferhat, İskender, Yusuf, Rasih, Muhtar, Hüsrev, bunlara Enderun Ağalarından Nokta Mehmet Efendi birinci, Halil ve Osman efendilerle, sarayın kiler dairesinden Edip Ağa ve Hasan Hoca ikinci derecede amir tayin edilmiştir. Bandonun ilk öğretmenleri de süvari borazanı Vaybelim Ahmet Ağa ile trampetçi Ahmet Ustadır…
“Bu iki Ahmet Ağa daha önce, 1794’de Sultan III. Selim zamanında kurulan Nizam-ı Cedid adı altındaki yeni askeri teşkilata girmişler, bu askeri birliğin boru takımda Fransız subaylar nezaretinde çalışarak çoksesli batı müziği ile kısıtlı da olsa tanışmışlardı. Bu gençler ve öğretmenler, Türkler için çok sesli müzikte, dolayısı ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarihindeki ilk kadro olmuştur. Ilk bandonun kuruluşundan bir müddet sonra Vaybelim Ahmet Ağa ile trampetçi Ahmet USta’nın görev yerleri değiştiği için bando öğretmenliğine o sıralar İstanbul’da bulunan Fransız uyruklu Manguel getirilmişse de sanat yetersizliği görüldüğünden işine kısa sürede son verilmiştir (1828)”
Sultan II. Mahmud, Manguel’in ülkesine dönüşünden sonra kuruluş aşamasındaki güçlükleri yenecek daha yetkili bir şef bulunmasını İstanbul’daki Sardunya Elçisi’nden istemiş, Elçi Gropallo da hükümetine gönderdiği yazıda hükümdarın isteğini bildirmiş Sardunya Hükümeti de bu iş için Guiseppe Donizetti’yi uygun görmüştür. Yeni şef, 17 Eylül 1828’de İstanbul’a geldi ve aynı gün Sultan huzuruna kabul edildi. İtalyan asıllı Giuseppe Donizetti Osmanlı Devleti Muzıkaları Umum Mürebbisi ünvanıyla Muzıka’nın şefliğine atandı. Donizetti, Enderun Ağaları tarafından seçilmiş köklü ailelerden gelen çocuklarla çalışmalara başladı…
Sayfanın
başına dön3
GİUSEPPE
DONİZETTİ DÖNEMİ VE ÇOK SESLİ MÜZİĞİN KURUMSALLAŞMASI
Ünlü İtalyan Opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin ağabeyi olan Giuseppe Donizetti, 6 Kasım 1788 tarihinde İtalya’nın Bergam kasabasında doğdu. Ilk müzik öğrenimini amcası Carini’den aldı. Yaşı büyük olduğu için Bergam’daki Pia Scuola di Musica’ya alınmayınca, askerlik görevini yapmak için bandoya girmiş ve bilgilerini orada geliştirmiştir. Askerlik görevi bitince, İtalyan ordusunda bandocu olarak kalan Donizetti, İtalyan-Avusturya harbine katılmış, İspanya’daki harpte bulunmuş ve Fransız ordusuna hizmet etmiştir. Napoleon Bonaparte’ın Elbe adasında sürgün bulunduğu sırada, adada bulunan bir taburun bandosunda çalışmış daha sonra bu görevinden ve Fransa’dan ayrılarak memleketi İtalya’ya dönmüştür. İtalya’nın müzik kültürünü ve saygınlığını temsil edebilecek nitelikte görüldüğünden, Osmanlı İmparatorluğu’na gönderilmiştir.
Giuseppe Donizetti, sarayda göreve başladığı zaman, ilk iş olarak öğrencilerine porteli notayı öğretmeye koyuldu. O sıralarda Türk müzisyenleri, düz satır halinde ve yanyana konulan işaretlerle yazılı bir nota kullanıyorlardı. (Bu sistemi icat etmiş Osmanlı Müzisyeninin adı ile anılan “Hamparson Notası”) Donizetti’nin öğrencileri bu nota sistemini biliyorlardı. Donizetti önce bu sistemi öğrendi. Bu işaretlerin batı müziğindeki karşılıklarını yazmak yöntemi ile Türk öğrencilerine batı nota sistemini kısa sürede öğretti. Ayrıca Muzıka-i Humayun’un enstrümanlarını batı standartlarına ulaştıran Donizetti, Napoli’deki “Pelitti” müzik mağazasından bir çok enstrüman getirtmiştir. O sırada saz yapımında sık sık yeni buluşlar ve ilerlemeler olduğu için, Donizetti tarafından Pelitti müzik mağazasına verilen siparişlerin zaman zaman tekrar edildiğini biliyoruz.
Sayfanın
başına dön4
MUZIKA –
İ HUMAYUN’UN İLK YILLARI
Bugün elimizde Muzıka-i Humayun’un ilk yıllardaki işlevine, çalışmalarına ilişkin ip uçları edinmemizi sağlayan yalnızca bir takım anektodlar vardır. Bu anektodlardan Muzıka’nın Osmanlı tarafından ilgi ve beğeniyle karşılandığı, bir prestij unsuru olarak algılandığını söylemek mümkündür. Muzıka-i Humayun, Giuseppe Donizetti’nin şefliğinde, 19 Nisan 1829 yılında İstanbul’da Rami Kışlasında bir bayram töreninde konser Verdi. Vals, mazurka, polka gibi parçaların yanı sıra operalardan düzenlenen seçme parçalar çaldı.
Aralık 1829 günü padişah avlanmak için vapurla Çekmece’ye gitmişti. “vapur baş taraftan Zat-ı Şahane (padişah) için mürettep (düzenlenmiş)olan muzıka ahenk ederek” Sarayburnu’na gitmiş, Topkapı Sarayı’ndan çıkıp gelen Padişah’ı almıştır. Padişah yemeği vapurda yemiş, sonra Muzıka sanatçılarından clarinet soloları dinlemiştir. Çekmece’ye varılınca Padişah Ayan Konağı’na (halkı idare etmek için hükümetçe atanmış kimsenin oturduğu ev) inmiş, yüze yakın kişiden oluşan muzıka takımı ve süvari ağaları başka evlerde misafir edilmişlerdir. Avdan sonra akşam ve yatsı nöbetlerinde Muzıka çalmış, kasabanın kadınları toplanıp çoksesli müzik dinlemişlerdir.
Bandolar teşkilatı genişledikten sonra, 14 Mayıs 1847 yılında İkinci Topçu Alayı Muzıka Takımı tarafından İstanbul’da verilmiş olan konsere ait programda Flotov, Verdi, Rossini, Donizetti gibi tanınmımş bestecilerin eserleri arasında “Sultan Mahmud-ı Sanı’nın Nedimi Ahmet Ağa’nın Marşı” çalınmıştır. Buradan anlıyoruz ki ilk bandomuzun Türk Öğretmeni Ahmet Ağa, aynı zamanda batı usulünde eser vermiş olan ilk bestecimizdir.
Sayfanın
başına dön5
SULTAN
ABDÜLMECİT VE MUZIKA
(Çok Sesli Müzik İçin Verimli Bir Dönem)
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün direktifileriyle Türk çoksesli müzik tarzı Devlet politikası haline gelinceye kadar Sultanların konuya yaklaşımı ölçüsünde Muzıka-i Humayun gelişmiş ya da duraklamıştır. Dolayısıyla, sultanların çoksesli müzik tarzına bakışları orkestramız tarihi bakımından çok önemlidir.
Abdülmecit, babası II. Mahmud’un ölümü üzerine 3 Temmuz 1839’da henüz 17 yaşındayken tahta çıktı. Yaşlı Sadrazam Hüsrev Paşa, hiçbir yeniliğe taraftar değildi. Genç padişah tecrübesizliğine rağmen doğru yolu seçmekte gecikmedi, hem Hariciye Nazırı, hem de Londra Elçisi olan Mustafa Reşit Paşa (1845’de Sardazam oldu. İlk batılı anlamda üniversiteyi kurdu) Tanzimat-ı Hayriyye fermanını Kabul ve ilan etti (4 Kasım 1839).
Bu esaslı bir ıslahat programıdır. Osmanlı’nın yüzü batıya yöneliyordu. Genç padişah Abdülmecit de gerek idari ve siyasi, gerek özel yaşamında gideceği yolu bulmuştu. O, artık düşünceleri ile beraber, özel yaşayışında ve zevklerinde de batılı bir insane olacak; bunun sonucunda da batı dram sanatı Osmanlı Sarayına girecektir.
Sultan Abdülmecit Muzıka direktörü Donizetti ile zaman zaman sohpetlere girerdi. Ondan batı müziğine ve o sırada Beyoğlu’nda (1841) bazı ecnebiler tarafından gösterilmeye başlanmış olan müzikli sahne sanatına dair bilgi ediniyordu.
Bilhassa operet ve opera konularına ilgi duyuyordu. Donizetti’nin önerilerini önemle karşılamış, şehzadelerin ve sultan hanımların piyano dersi almaları için Avrupa’dan yabancı müzisyenler getirtmiş, saraya piyanolar satın almıştır. Osmanlı Sarayına giren bu ilk piyanolar Fransız “Erard” markadır. Siyah renk üzerine yaldızlı kakma süsleri vardır. Üstlerine Abdülmecit bin-i Mahmut Han (Mahmut Han’ın oğlu Abdülmecit) yazılı tuğra işlenmiştir.
Sayfanın
başına dön6
ABDÜLMECİT’İN OPERA MERAKI
Sarayda çocukluğundan beri batı müziği işiten ve padişah olduktan sonra bu yeni zevke yakınlık gösteren Abdülmecit, Guiseppe Donizetti ile müzik meselelerini konuşurken sarayda müzikli temsiller verilmesini, bunun için de Saray Muzıka Heyeti’nden seçilecek Türk gençlerinin yetiştirilmesini istedi. Bu emir doğrultusunda Donizetti, bandodan sonra orkestrayı kurmuş aynı zamanda Muzıka-i Humayun gençlerinden bir de koro yetiştirmişti.
Bir müddet sonra sarayda Abdülmecit’e müzikli temsiller gösterildi. Bu temsillerin, Donizetti’nin Dolgi’ye yazdığı gibi sadece okul operetleri ile kalmadığını, belli başlı operaların oynandığını 1848’de sarayda konser veren Belçika’lı kemancı Henri Wieuxtemps’in anılarından öğreniyoruz…
“Pek aziz dostum,
Evvelce okullarda oynanmış olan şu küçük operetlerin partisyonları olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
La Prova dell’accademia (konserin son provası)
Il piccolo compositore di musica (küçük besteci)
Il piccolo vırtıosi ambulanti (gezici küçük çalgılar)
Il Ciovedi grasso (büyük perhizden önceki son perşembe)
Un buon cuore scuso moltı difetti (iyi bir kalp her zaman birçok yanlışları bağışlar)… Türk öğrencilerimin şimdi İtalyanca şarkılar söylediklerini oğlum size söylemiş olacaktır. Sultan birkaç operet görmek istiyor…”
(yukarıda yazılan bu mektup, Donizetti’nin Bergam kasabasındaki eski dostu Dolgi’ye yazdığı Ocak 1846 tarihli mektuptur)
7
MUZIKA
MEŞKHANESİ: İLK KONSERVATUAR
Wieuxtemps’in anı kitabına gore; Sultan Abdülmecit’in sarayında bulunan Donizetti’nin idaresindeki “Muzıka Meşkhanesi” bir nevi konservatuardır: “Sultan Abdülmecit devrinde Prusyalı muallim Karl von Şfe, klarinet üstadı Françisko, teneke sazlar hocası Hanzen, nota muallimi Salih, muzıka muallimi Hüdayi, Fransızca hocası Eki Pavis, Arabi hocası Süleyman, yazı hocası Kadri Efendi isimleri bilinen öğretmenlerdir.”
Burada 60 öğrenci ders görüyordu. Gençlerden bazıları yaylı sazlar, bazıları şan, bazıları dans öğrenimi görüyorlardı; bir kısmı da özel öğrencileriydi. Öğrenciler Bellini’nin Somnabul operasından bir perdeyi İtalyanca olarak oynamışlardı. Wieuxtemps anılarında Türk sarayındaki enstrümanistlerin çok iyi yetişmiş olduğunu belirtir.
Sayfanın
başına dön8
HAREMDE
KADINLAR ORKESTRASI
Sultan Abdülmecit padişah olduktan sonra saray eğlenceleri arasına giren bir yenilik de, kızlardan fanfar, orkestra ve bale kurulmasıdır. Dolmabahçe ve Çırağan saraylarında selamlığa doğru alt kat muzıka sınıfına ayrılmıştı. Öğretmenler erkekti. Kızlar kafes arkasından dersi izlerdi. Muzıkaya giren kalfalar başlarında uçları omuzlarından aşağı sarkan örtüler olduğu halde günlük elbiseler ile gelirlerdi. Dans edenlerde örtü bulunmazdı. Batı müziği fanfar ve orkestrası haftada iki, doğu müziği takımı haftada bir ders görürdü. Cuma günleri tatildi. Dans dersleri için ayrı bir salon vardı. Genel prova günlerinde o sırada muzıka kumandanı olan Necip Paşa mutlaka hazır bulunurdu. Donizetti Paşa da bazen derslere gelirdi.
Harem-i Hümayun’un, kadınlardan oluşan muzıkası mükemmeldi. Bunlar sarayın Muzıka-i Humayun’un erkek orkestrası gibi başarılıydılar. 1861’de Vahidettin doğduğu vakit, Muzıka-i Humayun orkestrası bahçede kapı önünde, Harem Orkestrası içeride bahçe kapısına yakın bir yerde paravana arkasında nöbetleşe çalmışlardır. Kızlar orkestrası o günlerde en çok Gillomme Tell ve La Traviata operalarından parçalar çalmıştı. Kızlar fanfarında 90 genç muzıkacı vardı. Üniformaları defne yaprağı işlenmiş iki santimetre genişliğinde sırma zırhlı nar çiçeği kadifeden bir pantolon ile etekleri, kolları, boyun tarafları yine sırma işlemeli birer ceketten ibaretti. Kızların saçları kısa kesimliydi. Başlarına elbiselerinin kumaşından kenarı zırhlı ve ferahili fes, ayaklarına parlak ayakkabılar giyerlerdi. İlk sırada flütler, klarinetler, pistolu komolar, ikinci ve üçüncü sırada büyük aletler, davullar bulunurdu.
Sayfanın
başına dön9
FRANZ
LİZST İSTANBUL’DA
Bu devirde saraya gelip Sultan Abdülmecit’in huzurunda konserler veren ünlü yabancı sanatçılar büyük bir heyecan yaratıyor, Muzıka-i Humayun bünyesindeki müzisyenlerin sanat çalışmalarına hız katıyordu. Gelen ünlülerden hiç şüphesiz en önemlisi Franz Lizst’ti.
Osmanlı Devleti’nin Resmi Gazetesi Takvim-i Vakay-i’nin Aralık 1846 tarihli 309. sayısında sanatkarın İstanbul’a geleceğine dair kısa bir haber yayınlanmıştır. “Bazı haberlere gore, piyano ustadlarının meşhurlarından Avrupa’nın bütün hükümet merkezlerinde nam kazanmış olan Mösyö Lizst bu aralık İstanbul’a gelmek üzere imiş.”
Lizst’in İstanbul’a gelişi bu haberin yayınlanmasından 6 ay sonradır. Sanatçı Abdülmecit tarafından Kabul edilerek beklenilen konserini vermiştir.
Lizst’in yakın dostu Kontes d’Auoult arkadaşlarından Pictet’ye gönderdiği mektupta bu konserden şöyle bahsediyordu. “Sultanın sararında şu hoş hadise cereyan etmişti: Davetliler, Lizst’in eserlerinin başarıyla çalınmasından sonra birbirlerine şunları söylediler; Hiç kimsenin parmaklarını bu kadar süratli hareket ettirebileceğini ummazdık.”
Lizst’in İstanbul’da saray dışında, o zaman Boğaziçi’nde birçok yerli ve yabancı zenginlerin yaşadığı Büyükdere’de deniz kıyısındaki Avrupa Oteli’nin içinde olan Franchini Salonunda konser vermiştir. Saray mızıkasından emekli, müzik öğretmeni Sabri Koraltun’a ait program şöyledir:
Franz Liszt Tarafından Musıki Matinesi
Konser tarihi: 18 Haziran 1857 Cuma
Saat: 14:00
Fiat: Yirmi Kuruş
Eserler: Lucia di Lammermoore’den Andante
La Norma üzerine Fantaisie
Chopin’in Mazurkası
Orman Kralı Chubert’in mekodisi
Prutaines’den bir tema üzerine Hexameron
Macar Melodisi (F. Liszt)
Program Fransızca basılmıştır. Franz Liszt, Donizetti’nin Sultan Abdülmecit Han marşından esinlenerek, Sultan’a ithaf ettiği bir parafraz yazmıştır (1847).
Franz Liszt Sultan tarafından iftihar nişanı ve kıt’a nişanı ile taltif edilmiştir. Ünlü besteci İstanbul’da, meşhur piyano fabrikatörü A. Alexandre Kommendinger’ın, Nur’u Ziya Sok. No: 19 Beyoğlu adresindeki evinde konuk olarak kalmıştır.
Sayfanın
başına dön10
DONİZETTİ
PAŞANIN ÖLÜMÜ
(Bir Dönem Kapanıyor)
Eylül 1828’de Sultan II. Mahmut devrinde göreve başlayan Giuseppe Donizetti yaptığı hizmetler karşılığında 1854 yılında Livalığa (tuğgeneral) yükseltilmiştir. 1829’da Sultan II. Mahmut için yazdığı Mahmudiye, 1839’da Sultan Abdülmecit için yazdığı Mecidiye, daha sonrada bestelediği Cezayir Marşları ve piyano eserleri vardır.
Şubat 1856 yılında 68 yaşında iken İstanbul’da ölen Giuseppe Donizetti’ye büyük bir cenaze töreni yapılmıştır. Donizetti Paşa İstanbul’da, Beyoğlu’nda, Tepebaşı ve Tünel Caddelerini birbirine bağlayan Asmalı Mescit Sokağında ikamet ediyordu.
Sayfanın
başına dön11
GUATELLİ
PAŞA
Abdülmecit’in hükümdarlığı sırasında Donizetti ölünce, Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosunda opera temsillerinde orlestra şefi olarak çalışan İtalyan sanatçı Callisto Guatelli saraydaki musiki işlerinin başına getirilir.
Guatelli, Sultan Abdülmecit’in son yılları ile Abdülaziz, V. Murat, II. Hamit Sultanların saltanatları sırasında Osmanlı Devleti hizmetinde çalıştı. Yaşlılığında, bandoyu ve küçük orkestrayı İspanyol Aranda Paşa yönetiyordu; Guatelli ise yalnız, saraydaki bayramlaşma törenlerinde yani yılda iki defa bandonun başına geçiyordu. Hizmetleri karşılığında kendisine paşalık ünvanı verilen Guatelli 1899’da İstanbul’da öldü. Yerine Aranda Paşa tayin edildi ise de, bir müddet sonra bilinmeyen bir nedenle istifa etti ve memleketine döndü.
Sayfanın
başına dön12
SULTAN
ABDÜLAZİZ
(Müziğin İhmal Edildiği Bir Dönem)
Genel olarak doğuya, eski hayat, eski zihniyet ve geleneklere bağlı Abdülaziz padişah olunca saray masraflarını kısmak için harekete geçti. Yeni padişah ile kardeşi arasındaki zevk ve anlayış farkı hangi masrafın lüzumlu, hangisinin lüzumsuz olduğunu takdir hususunda ortaya çıktı.
Abdülaziz padişah olur olmaz, saraydaki kızlar fanfarını, kızlar orkestrasını ve bale heyetini kaldırmıştı; bununla yetinmeyerek erkekler orkestrasını da ihmal etmiş, bu değerli sanat birliğinin sönük bir hale gelmesine sebep olmuştur; Öte yandan operet ve opera çalışmaları tamamı ile durmuştur. Sarayda, Tanzimat’ın ilk yıllarında başlayan ve Abdülmecit’in saltanatı müddetince devam eden batı sanatlarının memleketimizde yerleşip kökleşmesi hareketi Abdülaziz’in uygulamalarından büyük ölçüde zarar gördü.
Abdülaziz’in ilk zamanlarda muzıka mensuplarının Türkçe tiyatro oynamalarını hoş görmesi, onlara fırsat ve imkan vermesi takdirle karşılanmaya değer; fakat padişahın bunu da ciddiye almadığı bu çalışmaların 1863’den itibaren durmasından anlaşılıyor. Saraydaki batı musikisi birliklerinden yalnız bando devam etmiştir ki; bu da onun askeri mahiyetinden ileri geliyordu.
Opera, operet ve tiyatro temsilleri durdurulurken geleneğe bağlı eski saray eğlenceleri canlandırılmış, cüceler, cambazlar, mukallidler, meddahlar tekrar rağbet kazanmıştır. Tahta geçtiğinde masrafları kısmak amacıyla batı müziği çalışmalarını durduran Abdülaziz şahsi öğrenciler için, Abdülmecit’ten aldığı 300 kişilik kadroyu 900 kişiye yükseltmiştir. Bu durum Muzıka-i Humayun örgütünün Muzıka elemanlarının çoğalmasından değil, dama oyunu meraklısı Sultan’ın damacıları dahil her çeşit eğlence hizmetlisinin, Muzıka kadrosundan maaş almasından kaynaklanıyordu.
1861’de Abdülaziz’in tahta çıkışı ile batı müziği gözden düşünce, Guatelli’de sönük ve pasif bir duruma düşmüştür. 1863’te Padişah Feyz-i Cihad gemisi ile Mısır’a gittiği zaman Guatelli yönetimindeki saray bandosunun da beraberinde olduğu bilinir.bu yolculuktan sonraki yıllarda Guatelli’nin sarayla ilgisi kesilmemekle birlikte işi azalmış olduğu için saray dışında da müzik çalışmalarına katılmıştır.
1869’da Fransa kraliçesi Eugenie İstanbul’a geldiği zaman Beylerbeyi Sarayında misafir edilmiş, saray bandosu da oraya gönderilmiştir. Bando her gün belli saatlerde saray bahçesinde çalışıyor, Guatelli de bandonun başında bulunuyordu. Kraliçe bir gün şehirden dönüşünde sarayın rıhtımına ayak bastığı zaman bandonun bahçede çalmakta olduğunu görmüş, ilgi göstermiştir. O sırada Gounaud’un Faust Operası’ndan bir parça çalınıyordu. Kraliçe saraya girmeyerek sonuna kadar dinlemiş, sonra yaveri ile birlikte ilerleyip bandonun yanına gelmiş, müzisyenler halkasının içine girerek şefe şunları söylemiştir: “Ben Fransızım, Gounaud da Fransızdır. Bu eseri çok iyi tanırım, fakat bu kadar latif bir eda ile çalınması beni şaşırttı. Arkadaşlarınız arasında ecnebi var mı?” şef Guatelli şu cevabı vermiştir: Ecnebi yalnız benim… Kraliçe bunun üzerine hayret ve takdir duyguları içinde bando üyelerini tek tek tebrik etmiştir.
SULTAN V. MURAT
1876’da tahta geçen ve hükümdarlığı üç ay süren V. Murat’ın şehzadeliğinde Guatelli ve Lombardi üstadlardan solfej ve piyano dersleri almıştır. Mısır Valisi Abbas Paşa’nın oğlu İlhami Bey Abdülmecit’in kızarlından biriyle nişanlanmıştı. İlhami Bey, İstanbul’a gelirken babasının orkestrasında keman çalan Hidayet Bey isimli bir sanatçıyı da yanında getirip Padişah’a takdim etmiştir.
Abdülmecit, Hidayet Bey’in keman çalışını beğenmiş ve onu çocuklarına müzik öğretmeni olarak tayin etmiştir. Şehzade Murat, bu sanatçıdan ders almış, müzik zevki şehzadeliği süresince artarak devam etmiştir.
Sultan V. Murat hem çalmaktan hem de dinlemekten hoşlanırdı. Hatta torunu için bir de polka bestelemişti. Sultanın kendi el yazısı ile yazdığı notanın üzerinde “İkinci hafidem (kız torun) Celile Sultan’a yadigar polkadır” sözleri de okunur. Mithat Cemal Kuntay (1885-1956) tarafından yayınlanmıştır.
ABDÜLHAMİT
(Müziğe meraklı bir padişah)
Murat’ın tahttan indirilmesi üzerine 31 Ağustos 1876 tarihinde Padişah olan II. Abdülhamit, batı müziğine büyük ilgi ve sevgi duyuyordu. Çocukluğunda Fransız Alexandre Efendi’den, gençliğinde Guatelli’den müzik dersleri almıştı. Sağlam nota bilgisi yanında iyi derecede piyano çalardı. Piyano ve yaylı sazlardan oluşan oda müziğini dinlemekten haz duyardı. İtalyan opera müziğine ise tutkundu.
Abdülhamit’in kızı Ayşe Sultan şunları söylüyor:
“Babam alafranga musikiyi alaturkaya tercih ederdi. Alaturka güzeldir ama daima gam verir. Alafranga değişiktir, neş’e verir. Piyanoda alaturka dinlemez. Kendine mahsus alaturka sazlarla çalınmalıdır”…
Abdülhamit’te çocuklarının müzikle ilgilenmelerini istedi. Onlara huzurunda piyano çaldırır, dinler, yanlışlarını düzeltir, tempolara dikkat eder, gerektiğinde “böyle çalınmaz, tekrar ediniz” derdi. Kızı Ayşe Sultan ile kardeşi Burhaneddin Efendi devrin iyi piyanistleri olarak tanınmışlardı. Ayşe sultan ayrıca Padişah’ın huzurunda verdiği Arp Konseri ile büyük takdir toplamıştı.
Sultan Abdülhamit devrinde Saray Orkestrası ve Bandosu ayrı ayrı çok başarılıydılar. Türk sanatçıları en mükemmel şefler yönetiminde yetiştirilmişlerdi.
Bu hocaların içinde Macar, Alman, İtalyan, Fransız gibi çeşitli milletlerden sanatçılar vardı. Padişah, bu sanatkarlarla bizzat meşgul olur çalışmalarını izler, konserlerini dinlerdi.
Guatelli, Abdülhamit’in döneminde de Muzıka-i Humayun örgütünün başöğretmeni ve şefi idi. Klarinet sanatçısı Miralay (albay) Mehmet Ali Bey de Guatelli’nin yardımcısı idi. Mehmet Ali Bey, Abdülmecit devrinde,1856’da Muzıka-i Hmayun’a girmiş Guatelli’nin şefliği zamanında yetişmiş, 1875’te Miralay olmuştur. Guatelli daha ziyade orkestra ile uğraşmış, bandoyu onun yardımcısı olarak Mehmet Ali Bey yönetmiştir. Saray bandosunun ilk Türk şefi sayılır. Yaşlanan Guatelli sadece bayram törenlerine şeflik yapıyor, bandoyu Mehmet Ali Bey, orkestrayı ise Aranda Paşa çalıştırıyordu. Mehmet Ali Bey 1895’de, Guatelli Paşa 1899’da öldü. Aranda Paşa da Muzıka-i Humayun’un şefi oldu.
Sayfanın
başına dön15
ABDÜLHAMİT DEVRİNDE ORKESTRA
Sultan Abdülmecit’in padişahlığı sırasında Donizetti’nin çalışmaları ile kurulan ve Guatelli ve Pizani gibi şeflerin elinde gelişen saray orkestrasını Sultan Abdülaziz dağıtmışsa da öteden beri bando, orkestra, koroyu meydana getiren sanatçılar Muzıka-i Humayun adı altında toplandığı için ve bu üç birimde görev yapan aynı kişiler olduğundan orkestra üyeleri açıkta kalmamış, diğer görevlerine devam etmişlerdir. Abdülaziz 1867’de yaptığı Avrupa seyahatinden dönüşte Guatelli’yi tekrar iş başına çağırarak orkestranın tekrar faaliyete geçmesini istemişse de, özel bir ilgi duymadığı için orkestra çalışmaları sönük kalmıştı. Ancak Sultan Abdülhamit’in padişahlığı sırasında saray orkestrasında bir takım yenilikler ve atılımlar yapılmıştır. Bu atılımların başında da Flüist Saffet Bey’i görürüz.
SAFFET BEY
(Orkestranın önündeki yetenek)
Saffet bey’in ülkemiz Batı sanat müziği ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarihinde önemli bir yeri vardır. Cumhuriyet devrinde de yaşamış ve 1939 yılında ölmüş olan Saffet Bey, 1858 yılında doğmuş, küçük yaşta Muzıka-i Humayun’a alınmış orada yetişmiş. II. Abdülhamit devrinde 1886’da Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesiyle Paris’e gönderilmiştir. Fransa’da solfej-teori üzerine çalışmıştır. Bizde ilk solfej kitabını yazan odur. O dönem yetişmiş Türk flütistlerinin en büyüklerindendir. Paris dönüşü (1887 – 1888) saray orkestrasına yeni bir ruh getirmek için emek vermiştir. Hayatını ve anılarını anlatırken şunları söylüyor: “Paskul’un Beyoğlu’ndaki orkestrası bizde esaslı musiki terbiyesi veren kuvvetli bir takımdı. Bu memlekette klasik musikiyi evvela onlar işittirmiştir. Sultan Hamid zamanında saray dışındaki sanatçılarla da kuvvetlendirerek sarayda bir orkestra teşkil ettim. İlk şefliğim buradadır. Bizde klasikleri en önce bu orkestra çaldı. Beethoven Senfonileri çaldık.” Saffet bey orkestra ile ilk olarak Beethoven’in 7. Senfonisi ele alınmıştır.
Orkestranın çalıştığı bilinen eserler Haydn’ın “Askeri Senfoni”si, Massenet’in “Scenes Pittoresques”i, Berlioz’un “Fantastik Senfoni”sidir. Orkestra çalışmalarına eski idareci ve değerli sanatçı Cemil Arif Bey viyolonseliyle katılıyordu. Zeki (Üngör) Bey’in de aynı orkestra eşliğinde Mendolsohn’un keman konçertosunu seslendirdiği bilinmektedir.
ZATİ BEY VE ÇOK SESLİ KORO
Abdülmecit’in padişahlığı sırasında sarayda Donizetti tarafından Muzıka mensubu Türk gençlerinden bir koro teşkil edilmiş; Dolmabahçe Saray Tiyatrosu’nda yabancı sanatçıların oynadıkları operalarda da bu koro görev yapmıştı. Abdülaziz’in ihmali sonucunda ise bu teşebbüs yok olmuştu. Abdülhamit’in saltanat yıllarında sarayda çok sesli koro teşkil etmek için teşebbüse geçtiğini biliyoruz. Bu önemli sanat hamlesi yapan klarnet sanatçısı Zati Bey’dir. Zati Bey 1864’de doğmuş, dokuz yaşında Muzıka-i Humayun’a girmişti. Önce Paskuali’den keman aldı. Bir müddet sonra flüt öğrenmeye başladı. Yıllarca bu sazı çaldıktan sonra, şef yardımcısı ve klarinet sanatçısı Miralay Mehmet Ali Bey, kendisinin yaşlandığını söylerek Zati Bey’i klarinet öğrenmeye teşvik etti. Zati Bey bir yandan da Guatelli Paşa’dan armoni, Aranda Paşa’dan piyano dersleri aldı. Zati Bey, Avusturya’dan memleketimize gelen bir koronun II. Abdülhamit’in huzurunda konser verip, beğenildiğini görünce saraydaki Türk müzisyenlerden böyle bir heyet kurmuş, konserler vererek başarı kazanmıştır. 1951 yılında kaybettiğimiz sanatçı bu olayı şöyle anlatır: “Yüzbaşılığım sırasında Avusturya’dan ikiyüz kişilik bir vokal grup gelmişti. Bir gece huzurda kendilerini dinlettiler, takdir edildiler. Ertsi gün müracaat ettim. Bunun tıpkısını yapacağım dedim. Güldüler;nasıl olur? dediler. Ben yaparım, gelir dinlersiniz, beğenirseniz Padişaha arz edersiniz, dedim. Kışladan hanendelerden (Türk musikisi ses sanatkarları) ve sesleri müsait muzıka efendilerinden altmış kişi ayırdım. Meşhur opera parçalarından on tanesini seçtim. Günde birkaç saat çalışmak şartıyla 6 ay uğraştım. Nihayet bir gün konserimi verdim. Beğendiler, arz ettiler, huzurda tekrar ettik. Elçiler de vardı. Alkışlandık. Hatta Fransız elçisi “Sizde bu akşam ciddi bir iş gördüm” dedi. Ertesi gün koroda bulunan efendilerin askeri rütbeleri birer derece yükseltildi. Ben de kolağalığa yükseltildim ve o sıralar vefat eden Mehmet Ali Bey’in yerine Muzıka Muallim Muavini oldum. Sultan Hamid’in yirminci senesindeki şenlikte bestelediğim bir marşı Muzıka’nın refakati ile bizim takıma söylettim. Bu, memlekette ilk defa yapılan bir şeydi. Ertesi gün Binbaşı oldum, altın liyakat madalyası aldım”…
SULTAN REŞAT VE MUZIKA-İ HUMAYUN
II. Abdülhamit 13 Nisan 1909’da tahttan indirilince yerine Osmanoğulları hanedanından Şehzade Mehmet Reşat Efendi, V. Mehmet ünvanı ile padişah oldu. Sultan Reşat diye anılan V. Mehmet’in müzik ve tiyatroya özel bir ilgisi yoktu. Askeri teşkilat içinde sayılan Muzıka-i Humayun mensuplarının aldıkları aylıklar teğmen, yüzbaşı vb. maaşlarından ibaretti. Bunlardan muzıkacı olarak vazife görenlerle aynı zamanda sahne ve diğer sanat kollarında çalışmalara katılanlara ek görev ödeneği verilmesi V. Mehmet döneminde de herhangi bir ilerleme ve değişiklik yaşamadan sürdürmüştür.
İLK TURNE, MUZIKA DÜNYAYA AÇILIYOR
Muzıka-i Humayun’un en parlak sanatsal yükselişi; 1917 yılında İstanbul’a gelen ve (Kızılay) yararına konserler veren Alman ve Macar orkestralarının jestine, jestle karşılık veren başta Talat Paşa olmak üzere, İttihat ve Terakki hükümetinin kararı ile gerçekleşir. Mabeyin Humayun Muzıkası 60 kişilik kadrosu ile Sofya-Berlin-Dresten-Münif-Viyana ve Budapeşte’de konserler verir. Elde edilen gelirler de Kızılhaç teşkilatına bağışlanır.
ZEKİ BEY DÖNEMİ
DAHA BAĞIMSIZ BİR ORKESTRA
Avrupa turnesi öncesi yaşanan bir problem Saffet Bey’in yerine Zeki (Üngör) Bey’in orkestranın başına geçmesini sağlar. Bu gelişme aynı zamanda tüm murumun işleyişinde de önemli bir değişikliği beraberinde getirir. Saffet bey henüz gelişme devresinde buluna orkestranın böyle bir turnede başarı gösteremeyeceğini söyleyerek hiç olmazsa Beyoğlu’ndaki yabancı müzisyenlerle yaylı sazlar takviye edildiği takdirde, takımın turneye çıkmasının belki mümkün ve doğru olabileceği noktasında ısrar etmekteydi. Zeki Bey ile bazı arkadaşları ise Saffet Bey’e katılmıyordu. Sonunda zaten emekli olarak görev yapan Saffet Bey (Atabinen) şeflikten ayrıldı. Zati Bey Muzıkaya, Zeki Bey’de orkestraya şef olarak, o zamana kadar tek bir şefin idaresi altında olan bu iki kurumun idari bakımdan birbirinden ayrılmasını sağladılar. Bu tarihe kadar sarayda Muzıka ve orkestra şefliği beraber yürütülüyordu. Türkiye’de bağımsız bir orkestra şefliği Zeki Bey’le (Üngör) başlar. Zeki bey, Muzıka-i Humayun’un yetiştirdiği değerli bir müzisyen, ilk değerli violonisttir. 1880 yılında istanbul’da doğdu. Babası Hüseyin ve büyükbabası Hilmi Bey’ler gibi müzik sevgisini ailesinden aldı. Küçük Osman Zeki, Beşiktaş Askeri Rüştiyesinde okuduktan sonra 11 yaşında saray muzıkasına yazdırıldı. (Büyükbabası Santuri Hilmi Bey’de saray müzisyenleri arasındaydı) Saray muzıkasında Hüseyin Bey’den, İtalyan Pepini Gaito’dan ve Vondra Bey’den keman dersleri alan Osman Zeki, bunun yanısıra sarayda korist olarak bazı operalarda da rol almıştı. Daha sonra Paris Konservatuarı’nda Henri Marteau ile keman çalışan Zeki Bey, okuldan ödül alarak mezun olmuştur. Dönüşünde Saray Orkestrası’nda yıllarca Konsertmaisterlik, yurt içinde ve dışında pek çok solo ve oda müziği vermiştir. 1916 yılında başlayan orkestra şefliği yanı sıra cesur girişimciliği, teşkilatçılığı, hizmetleri ile anılan Zeki Üngör, İstiklal Marşı’mızında bestecisi olmuştur. Zeki Bey’in şef olduğu 1916 yılında, orkestrada 60 kadar müzisyen vardı.
Konsertmaister Basri Bey’di. Orkestra müzisyenlerinin nefesli sazlarda çalanları aynı zamanda bandoya da katılırlardı. Ayrıca bir de yaylı sazlar orkestrası vardı. Violonist Zeki Bey, orkestrayı turneye hazırladı ve büyük sempati ile konserlerini tamamlamasını sağladı. Sadece mehter müziğine sahip olduğumuzu düşünen batı; karşısına üniformalı ve fesli olarak çıkıp Beethoven çalan orkestrayı tatlı bir şaşkınlıkla izliyordu. İçten, coşku ile alkışlıyordu. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın tarihindeki bu ilk turnede, (1919) konserler, yabancı şehirlerin en büyük tiyatro ve konser salonlarında verilmiştir. Orkestra üyelerine kraliyet ailelerinin en büyük nişanları verilmiştir. Sağlanan başarıdaki en büyük etken, Zeki Bey ile arkadaşlarının gayretleri olmuştur.
Konsertmaister Basri Bey, kendi isteği ile emekli olduktan sonra bu göreve gelen Halil (Onayman) Bey’dir. Halil Onayman, Muzıka-i Humayun orkestrasında başlayan konsertmaisterlik görevini Riyaseticumhur Filarmoni Orkestasından 1953 yılında emekli oluncaya kadar yürütmüştür. Halil (Onayman) Bey’in “sanat-edebiyat-sosyete” (yıl 1957/ sayı 65) dergisinde çıkan yazısına dayanarak 1918 yılındaki orkestranın sanatçı kadrosunun önemli bir kısmını öğreniyoruz.
CUMHURİYET DEVRİ
YEPYENİ BİR UFUK
Sultan Reşat’ın 1918’de ölümünün ardından VI. Mehmet adıyla Vahdettin tahta geçti. Vahdettin’in padişahlığı Osmanlı Devleti’nin fiilen yıkıldığı bir dönemdir. Bu dönemde Vahdettin’in elinde kalanı kurtarmaya çalıştığı kısa bir dönem olması itibariyle müzik anlamında hiçbir gelişme içermez. Milli mücadele yılları olan Vahdettin’in padişahlığı döneminde Muzıka-i Humayun Sultan’a bağlı bir kurum olarak varlığını sürdürmüştür. Milli mücadelenin başarıya ulaşması, Hilafet’ten ayrılan Saltanat’ın kaldırılması üzerine Vahdettin ülkeyi terk etmiş, orkestra’da Halife Mecit Efendi’ye bağlanmıştır. Böylece Mecit Efendinin hilafeti süresince (18 Kasım 1922/ 23 Mart 1924) Makam-ı Hilafet Muzıkası adıyla anılmıştır.
Cumhuriyet’in kurulmasıyla tüm ülke gibi orkestranın önünde de yeni bir ufuk açılmıştır. Hilafet’in kaldırılmasından tem sekiz gün sonra, 11 Mart 1924’te orkestra yeni başkent Ankara’da ilk konserini o zamanki Meclis’in karşısındaki Milli Sinemada verir. Konser, önce 9 Mart 1924’de verilecek diye gazetelerde duyurulmuşsa da iki günlük gecikme ile gerçekleştirilmiştir.
Kordiplomatiğin önünde zor bir sınavdan geçerek büyük bir başarı kazanan orkestra, 27 Nisan 1924 yılında Atatürk’ün emri ile İstanbul’dan Başkent Ankara’ya taşınmıştır. Istanbul’da Union Français’de verilen konserler Ankara’da Türk Ocağı Salonu’nda devam etmiştir. Konserlere gelen devlet büyüklerinden görülen teşvik ve takdirler üzerine 1924’de Musiki Muallim Mektebi açılmıştır. Zeki (Üngör) Bey’in, orkestranın İstanbul’dan Ankara’ya naklindeki büyük hizmeti, Musiki Muallim Mektebinin açılmasında da görülmüştür.
Orkestra Türk Ocağında verilen düzenli konserler yanında, daha geniş kitlelere ulaşabilmek için radyo konserlerine de önem vermiştir. Riyaseticumhur Orkestrası elemanları Salon Orkestrası olarak Ankara Palas Oteli’nin bodrum katındaki radyo istasyonundan yayınlara başladı. (Halil Onayman 1. keman, Nuri İrun 2. keman, viyolonselde Edip Sezen, kontrabasta Zülfi Kınayman, piyanoda Sadri Özozan, ayrıca oda müziğinde Halil Onayman, Nuri İrun, Hulusi Karsel, Edip Sezen çalıyordu).
Radyo daha sonra Postahanenin altına, ardından Kızılay’daki eski Sular İdaresi’nin bulunduğu binaya getirildi ve orkestranın müzik yayınlarına oradan devam edildi. Bu sırada Salon Orkestrası genişletildi ve Zeki Üngör’ün yönetiminde dinletilerine devam etti. Bir de Oda Müziği Birliği vardı. Bunda da 1. kemanı Ekrem Zeki (Zeki Üngör Bey’iğn oğlu) 2. kemanı Halil Onayman, viyolayı Ziya Esen, viyolonseli ise Edip Sezen çalıyorlardı.
CUMHURİYET ORKESTRASI YURTDIŞINDA
İlk yurtdışı turne 1926’da Karadeniz Gemisi’nde düzenlenen yerli malı sergisinin Avrupa sahil şehirlerine yaptığı 4 aylık geziye katılınması ile olmuştur. (7 Haziran 1926/ 5 Eylül 1926)
Bu yolculuğun konserleri, 1. Dünya Savaşı yıllarındaki Avrupa turnesinden de başarılı geçti. Bu turneyi takip eden günlerde Cumhuriyet Devrimlerinin amaçladığı köklü değişimlerin ışığında Zeki Üngör; yabancı uzmanlarla birlikte Musiki Muallim Mektebinden doğacak Konservauar (1936) ve ona dayanılarak kurulacak Opera için gerekli ilk planları, raporları hazırladı.
ATATÜRK – İNÖNÜ VE MÜZİK
1913 yılında Sofya’da Askeri Ataşeliği görevi sırasında izlediği çoksesli müzik etkinlikleriyle batı sanatından etkilenen Ulu Önder Atatürk ile 1910 – 1912 yılları arasında Yemen de ayaklanmayı bastırmakla görevli olduğu sırada, bir Fransız Şirekti personelinin kaçarken geride bıraktığı batı müziğine dair plakları dinleyen ve batı müziği etkisinde kalan İsmet İnönü; Cumhuriyeti kurarlarken yaptıkları reformlar arasında müzik sanatına da önem vermişlerdir.
1924 te yürürlüğe giren Tevhid-i Tedirsat Kanunun da eğitim ve öğretim ilkeleri bütünselliğe kavuşturulmuş, ders planları buna göre hazırlanmış müzik dersi, müfredat programlarında yer almıştır.
Önce Musiki Muallim Mektebinin daha sonra Konservatuarin kurulması, Orkestra, Opera ve Balenin halka açılması, sanatçı ve öğretmen yetiştirmek üzere yurtdışına müzik sanatı alanında yapılan reformlarla şükran duygusu ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının, her yıl Atatürk’ü Kasım ayında, İnönü’yü Aralık ayında özel bir konserle anmak, geleneğidir. Mustafa Kemal ATATÜRK ve Mustafa İsmet İNÖNÜ Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının ve müzik sanatının daima hamisi olmuşlardır.
RİYASETİCUMHUR FİLARMONİ ORKESTRASI,
CUMHURİYETLE ÖZDEŞLEŞMEK
Saraydan Ankara’ya gelen bando, orkestra, fasıl kısmı halen Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olarak çalışıyordu. Zeki Bey’in çabaları ile orkestra 25.6.1932 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı ve bu tarihte Atatürk, orkestrayı yüce makamın adını vererek onurlandırmıştır. Böylece Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası kurulmuş oldu.
Saltanattan Cumhuriyete devredilen kurumlardan böyle bir iltifata mahzar olan tek sivil kurumdur. Riyaseticumhur adının alınışıyla bando ve orkestra kesin olarak birbirinden ayrılmış, Zeki (Üngör) Bey, bandonun kuvvetli elemanlarını ve bazı enstrümanları orkestraya aktarmıştır. Birçok kurumun oturmakta olduğu bu devrede sanatçılar arasında yaşanılan iç tartışmalardan en çok zarar gören ve rahatsız olan Zeki Üngör olmuştur. Bu nedenle meslekli düşüncelerini sonuna kadar uygulayamadan orkestra şefliği, Musiki Muallim Mektebi Müdürlüğü ve müzik işlerinin başı gibi görevlerden ayrılmıştır (1934). Böylece batı tarzı askeri müzik için kurulan Muzıka-i Humayun’la başlayan süreç tamamlanmıştır. Artık evrensel ölçütler içinde sanat yapan, tek kaygısı topluma daha nitelikli müzik sunabilmek olan bugünün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası vardır. Bu tarihten sonra yaşanan süreç bir evrim olmaktan çok bir gelişme ve ilerlemenin öyküsüdür. Bu sürecin kilometre4 taşları da ona benzer hizmet veren dünya çapındaki müzik adamları olmuştur.
ADNAN SAYGUN
Devlet sanatçılığı ve profesörlük payeleri ile ödüllendirilen Saygun, Türk Folklorünü araştıran, inceleyen ve bunları eserlerinde motif olarak kullanabilen bir sanatçı idi.
Ayrıntılı bilgi için;.tıklayınız ..
Dr. Ernst Preatorius
Paul Hindemith’in tavsiyesi üzerine Batının ünlü şeflerinden Weimarlı Dr. Ernst Preatorius 1935’te orkestranın şefliğini yapmaya başlamış ve bu görevini 1946’da ölümüne kadar aralıksız sürdürmüştür. Orkestranın tarihinde üstün sanat vasfı ve kişiliği ile efsanevi bir isim olarak günümüzde anılmaktadır.
HASAN FERİT ALNAR
Ayrıntılı bilgi için Hasan Ferit Alnar
tıklayınız.
ROBERT LAWRANCE
Amerikalı orkestra şefi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına 1957 yılında daimi şef olmuş, orkestrayı iki yıl yönetmiştir..
HİKMET ŞİMŞEK
1924'te Siirt'in Pervari ilçesinde doğdu. Müziğe ilgisi nedeniyle 1946 yılında
Harp okulu'ndan ayrılarak Ankara Devlet Konservatuarı'nın kompozisyon bölümüne
giren Hikmet Şimşek, E. Zuckmayer ve Ferit Alnar ile çalıştıktan sonra Adnan
Saygun'un öğrencisi oldu. 1953'te mezun olan ünlü sanatçı aynı konservatuara
öğretmen olarak atandı. Konservatuar orkestra ve korosunu yöneterek şefliğe ilk
adımını atan Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı (CSO) başarılı bir
şekilde yönetince dikkatleri üzerine çekti ve yurt dışına kursa gönderildi. 1959
yılında yurda dönünce de CSO'ya yardımcı şef olarak atandı. 25 yıla yakın bir
süre boyunca CSO'daki şeflik görevinin yanı sıra, Ankara Devlet
Konservatuarı'nda öğretmenliğe de devam etti.
Türkiye'de büyük çoğunluk onu pazar günleri TRT 1 ekranında yönettiği 'Pazar
Konseri' ile tanıyordu. Şimşek'in bu konserlerinin en önemli özelliklerinden
biri de çalacağı parçaları seyircilere anlatmasıydı. Bu onun kişiliğinin adeta
bir göstergesiydi. Yaşamı boyunca çocuklardan büyüklere kadar her yaş grubuna
müziği anlattı, icra etti. Müzik hayatına yaptığı önemli katkılar ve yurt
dışında kazandırdığı itibar nedeniyle kendisine Devlet Sanatçılığı ve
Profesörlük payeleri verilmiştir. Başarıları dolayısıyla ile pek çok ülke
tarafından Liyakat Nişanları ile taltif edilmiştir.
Hikmet Şimşek sadece klasik müziğin Türkiye'de yerleşmesine katkıda bulunmamış,
Türk besteci ve sanatçılarının yurt dışında da tanınmalarını sağlamıştı. Onların
eserlerini yurt dışındaki orkestralarla icra etmiş ve plak kayıtlarını
yapmıştı.12 Ekim 2001 tarihinde öldü.
…..Plak yapan ilk şef…..
Hikmet Şimşek klasik müzik alanında bir çok ilki başaran müzikçilerden biriydi.
Türkiye'deki ilk müzik festivallerini yönetti. Evrensel müziğin yurt alanına
yayılmasında öncülük ederek Ankara Radyosu Oda Orkestrası ile Çoksesli
Korosu'nun ve televizyon müzik bölümünün kurulmasına hizmet etti. Bu
kuruluşlarda iki yıl süreyle yöneticilik yaptı.
Hikmet Şimşek, İzmir, Çukurova ve Bursa Devlet Senfoni Orkestraları'nın da
kuruculuğunu üstlendi. Sanatçı, çağdaş, evrensel Türk müziğinin gönüllü
misyoneri olarak yurtiçinde sunduğu bini aşkın konser, radyo ve televizyon
programlarının yanı sıra, yurtdışında yönettiği 200 kadar konserin büyük
çoğunluğunda bu eserlerin tanınmalarını sağladı. Şimşek, Türkiye'deki birçok ilk
etkinliğin yanı sıra, yurtdışında plak kaydı yapan ilk Türk orkestra şefiydi.
Hikmet Şimşek, ressam Nihal Şimşek ile evliydi.
BRUNO BOGO
Venedik’teki Benedetto Marcello Konservatuarı’nda keman ve kompozisyon öğrenim,i görmüştür. Genç yaşta Bogo Yaylı Sazlar Kuaertetini kurmuş, 1944’de genç İtalyan orkestra şefleri için tertip edilen Milli Yarışma’yı kazanmıştır. 26 yaşında Milano’daki La Scala Tiyatrosu’nda ilk konserini yönetmiştir, Roma’da Academia Santa Cecillia, İtalyan Radyo ve Televizyonu, Venedik’teki La Fenice Tiyatrosu, Napoli’deki San Carlo Tiyatrosu, Floransa’daki Teatro Comunale, Cannes Festivali, Bordeaux, Marsilya, Lausanne ve Lion Tiyatrolarında çeşitli konser ve operalar yönetmiştir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda 1960 yılında göreve başlayan Bogo, iki yıl bu görevde kalmıştır. Orkestranın 1962 Tahran, Bağdat-Beyrut konserlerini yönetmiştir.
OTTO MATZERATH
1914 yılında Düsseldorf’da doğmuş olan Matzerath, Hubay ve Joachim’in öğrencisi Bram Eldering ile keman, Hans Weisbach ile piyano, Josef Neyses İle teori çalıştıktan sonra Almanya’nın çeşitli şehirlerinde orkestra şefliği yapmıştır. 1940 yılında Karlsruhe’ye yerleşen Otto Matzerath 1955’te Hessicher Rundfink Orkestrası’nın şefliğine getirildi. Berlin Filarmoni ve Frankfurt Radyo Orkestrasıyla bir çok plak doldurmuştur. (Deusche Grammophon Geselschaft, Electrola firmaları ile) Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının daimi şefliği sırasında Orkestra Tübingen-Stutgart-Bonn-Düsseldorf-Stockholm-Helsinki-Oslo-Mailand konserlerinde büyük başarı kazanmıştır.
PROF. GOTTHOLD E. LESSING
1903’de Vestfalya’nın Wattensceid kasabasında doğdu. 5 yaşında iken ilk piyano derslerini almaya başladı. Lessing, büyük yeteneği ile piyanoda üstadlar mertebesine ulaştı ve bir konser piyanisti oldu. 1937 yılında Baden-Baden’e Genel Müzik Direktörü oldu. Aynı şehirde Güney-Doğu Radyo Orkestrası’nı kurdu ve şefi oldu. 1948’de Lubeck Opera Genel Müzik Direktörü olan Prof. Lessing’e 1956’da Profesör ünvanı ile birlikte Munich Devlet Konservatuarı’nda orkestra şefliği sınıfının kürsü başkanlığı verilmiştir. Prof. Lessing misafir şef olarak Avrupa’nın her şehrinde orkestralar yönetmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na 1963 yılında daimi şef olarak getirlmiş, bu görevde kaldığı 8 yıl içerisinde orkestranın repertuarını genişletmiştir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yurtiçinde ve yurtdışında kendisi ile büyük başarılar kazanmıştır.
JEAN PERRİSON
Jean Perrison Paris Konservatuarını bitirdikten sonra katıldığı, Besançon’da her yıl yapılmakta olan genç orkestra şefleri şenliğinde birinci oldu. Şeflik bilgisini derinleştirmek için önce Jean Fournet’in daha sonra Salzburg Mozarteum’da Strazbourg Radyosu’nun daimi şefliğine atandı. Buradan Nice Operası ve Nice Filarmoni Orkestrası genel müzik direktörlüklerine geçti. 1965 – 1970 arasında Paris Operası’nın daimi, şefliğini yaptı. Bu çalışmaları yanında Monte Carlo, Moskova, Leningard, Varşova, Bükreş, Belgrad, Viyano, Madrid – Lizbon – Roma, Zagrep, Kopenhag – Brüksel – San Francisko ve Los Angeles orkestra ve operalarını yönetmiştir. 1971 sezonunda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi olan Jan Perrison zarif yönetimi ile Türk seyircisinin büyük beğenisini kazanmıştır. 1974’te Starzbourg – Baden – Baden’de, 1975’te Vilnius – Riga – Tallinn Moskova’da başarılı konserler vermiştir.
TADEUSZ STRUGALA
Polonya’nın Katwice şehrinde doğdu. Wroclaw Devlet Yüksek Okulunda Prof. Adam Kopyeinski’nin sınıfında şeflik öğrenimi yaptı. Daha sonra Arvid Janson ve Franco Ferrara ile şeflik çalışmalarını sürdürdü. 1954 yılında Wroclaw Devlet Yüksek Okuluna öğretim üyesi oldu. Strugala, 1960-64 yılları arasında Opole şehrinde Devlet Senfoni Orkestrasının, 1964-1968 yılları arasında ise Wroclaw Filarmoni Orkestrasının daimi şefliğini yapmıştır. Misafir şef olarak ABD, Sovyetler Birliği, Almanya, Japonya, Macaristan, Çekoslovakya, İtalya, İspanya, Bulgaristan, Finlandiya ve Küba’da orkestralar yönetmiştir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına 1977’de daimi şef olan Tadeusz Strugala yönettiği konserlerle Türk sanatseverlerin de beğenisini kazanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasnın 1993 yılında Güney Kore’ye (SEUL) yaptığı turnede de orkestranın misafir şefi olarak yer almıştır.
GÜRER AYKAL
1942’de doğdu. Ilk müzik eğitimini müzik öğretmeni olan babasından aldı. 1953’te Necdet Remzi Atak’ın öğrencisi olarak Ankara Devlet Konservatuarı Keman bölümüne girdi. 1962’de A. Adnan Saygun’un kompozisyon sınıfına geçti ve Keman Bölümünü bitirerek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası sanatçısı oldu. 1969’da kompozisyon bölümünü bitirip orkestra yönetim uzmanlığı için devlet bursu ile İngiltere’ye gönderildi. Gluldhall Müzik Okulu Yüksek yöneticilik sınıfına girerek Andre Previn, George Hurst ve daha başka yöneticilerle çalıştı. 1971’de Seina’da Accademia Chigiano’yu bitirdi ve ertesi yıl Guildhall School ile Royal Academy of Music okullarının orkestra şefliği bölümlerinden mezun oldu. 1972-73’de Roma’ya giderek Santa Cecillia Orkestrasını Franco Ferrara denetiminde yöneterek orkestra şefliği öğrenimini tamamladı. Burada Pontificio İnstituto di Musicia Sacra’da Dominico Bartolucci ile Gregorian koro müziği ve Rönesans çoksesliliği de çalıştı. Ingiltere, Irlanda, İtalya, Yugoslavya, Macaristan, Norveç, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Finlandiya, Hollanda, Belçika, almanya, polonya, Çekoslovakya, İspanya, Fransa, Venezuella ve Kolombiya’da konserler veren Gürer Aykal, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına 1975 yılında şef yardımcısı, 1988 yılında da 1. şef olarak atanmıştır. Bu görevinin yanı sıra halen El Paso Senfoni Orkestrası’nın daimi şefiliğini yapmaktadır. Sanatçı, Bilkent Üniversitesi Öğretim üyesidir. Türk müzik hayatna önemli katkılar ve yurtdışında ülkemize kazandırdığı itibar nedeniyle kendisine Devlet Sanatçılığı ünvanı verilmiştir.
PAUL HİNDEMİTH
Ünlü Alman besteci viyolacı, orkestra yöneticisi ve müzik kuramcısı. 16 Kasım 1895’de, Hanau’da doğdu. Frankfurt Konservatuarında Arnold Mendelshon ve Bernard Sekles’in öğrencisi oldu. 1915-23 yılları arasında Frankfurt Opera Orkestrası’nda birinci keman, daha sonra yönetici oldu. 1921’de Licco amar’la birlikte Amar-Hindemith Dörtlüsünü kurdular. Kardeşi Rudolf bu dörtlüde viyolonsel çalıyordu. Bestecilik alanındaki ilk yapıtını bu dönemde vermeye başladı. 1927-35 arasında Berlin Ulusal Yüksek Okulu’nda kompozisyon öğretmenliği yaptı. 1935-37 arası Ankara Devlet Konservatuarı Müzik Bölümü’nün kuruluunda ve 1937 yılında Cumherbaşkanlığı Flarmoni Orkestrasında organizatörlük yaptı. Nazi yönetimini benimsemediği için 1939’da ABD’ye gitti.
Yale Üniversitesi’nde müzik kuramı dersleri verdi. 1954’te Avrupa’ya dönüşünde müzik bölümü yöneticiliğine getirildi. 1963’de Frankfurt’da öldü.
Müziği anlatımcılık, izlenimcilik, romantizm gibi belli kuralların dışına çıkararak kendine özgü bir ses mimarisi yarattı. 8 opera, Mathis der Maler, 8 bale ve koro eserler; 3 senfoni, keman, viyola viyolonsel ve piyano için konçertolar, sonatlar besteledi.
DEMOKRATİK YÖNETİME GEÇİŞ
1951 yılına kadar Orkestrada idari ve sanat otoritesi tek şefte toplanıyordu. Ve şefler her türlü idari ve sanat konularında tek yetkili idi. Kendisine idari konularda yardımcı olan, sanatçıların seçtiği, yetkileri kısıtlı idari muavin vardı. 1950 yılında ülkemizde esen demokrasi havasınında etkisi batıda olduğu gibi, kişilerden ziyade kurulların yetkili kılınmasının orkestraya yarar getireceğine inanan Orkestra Sanatçıları 1951 yılında, mevcut kanunda yeri olmamasına rağmen kendilerine bir yönetim kurulu seçtiler ve devrin ilgili bakanına durumu arz ettiler. Orkestra sanatçılarının düşünce tarzını olumlu ve demokratik bulan bakan, Yönetim Kurulu’nu onayladı ve yetkili kıldı. Bu yönetim şekli 1957 yılında Cumherbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 6940 sayılı Kuruluş Özel Yasası’yla tam bir resmiyet kazanıncaya kadar devam etti.
Bakanlıkta yapılanbir nevi centilmenlik anlaşmasıyla her yıl orkestra sanatçıları yönetim kurullarını kendileri seçtiler.
MÜKERREM BERK
1917 yılında İstanbul’da doğdu. 1937 yılında Riyaseti Cumhur Flarmoni Orkestrası’nın sınavına girerek orkestranın Flüt Grubu üyeliğine atandı. Uzun yıllar Flüt Grup Şefliği görevi yanısıra Orkestra Müdürlüğü görevinide beraberinde yürütmüştür. 1957 yılında çıkan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının 6940 Sayılı Kanununu hazırlayanlardandır. Zamanın başbakanı tarafından Mesut Cemil’le Bağdat’da bir Güzel Sanatlar Akademisi kurmakla görevlendirilmiştir. Müdür Mükerrem Berk ve Yönetim Kurulu orkestraya iki yıl için şef olarak getirilen İtalyan Bruno Bogo ile 1962 yılında Tahran-Şam-Beyrut ve Bağdat şehirlerine bir turne düzenlemiştir. Bruno Bogo’dan sonra orkestra şefliğine fetirilen Otto Matzerath ile 1963 yılında düzenlenen Avrupa turnesi ile de İtalya, Yugoslavya, Avusturya, Almanya, İsveç, Norveç, Finlandiya Orkestra, Türk Senfonik müziğinin bu ülkelerde tanıtılmasını sağlamış, Türk Sanat hayatına ufuklar açmıştır. Türk Ocağı, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Musiki Muallim Mektebi, Ankara Devlet Konservatuarı salonlarından sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bugünkü Opera binası’nda faaliyet gösteriyordu. Opera binasında Opera, Bale, Tiyatro ile aynı mekan paylaşılıyordu. Bu olanaksızlar nedeni ile orkestra 15-20 günde bir konser verebiliyordu. Mükerrem Berk’in kişisel gayretleri ile orkestranın bugün konserler verdiği (Talatpaşa Bulvarındaki konser salonu) bina onarılarak ve tekrar düzenlenerek bağımsız bir binaya kavuşuldu. Bu bile o yıllarda orkestranın çalışmalarına bire düzen getirmiş, haftalık konserler yapılabilmiştir. Mükerrem Berk, Fransa ile olan sanatsal münasebetleri nedeni ile Fransız Cumhurbaşkanı tarafından LEGİON MERİT NİŞANI’yla taltif edilmiştir. Ayrıca kurmuş olduğu Ankara Nefesli Çalgılar Beşlisi ile Avrupa’nın önemli merkezlerinde konserler düzenlemiştir.
NAZIM ÜLGEN
Erzurumda doğdu. Musiki Muallim Okulundan mezun olan Nazım Ülgen 22.7.1954 yılında Ankara Devlet Konsevatuarı Koro Asistanlığı görevinden, sınavla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeliğine kabul edilmiş ve bu orkestranın Bateri Grubunda uzun yıllar hizmet yapmıştır. 1957 yılında çıkan 6940 sayılı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Kuruluş Özel Yasası gereği resmiyet kazanan ilk seçimde orkestraya atanan ilk müdürdür.
CAHİT KILIÇARI
Cumhurbaşkalnığı Senfoni Orkestrası Trombon Grubu sanatçısı olarak uzun yıllar çalışan Cahit Kılıçarı, 1959 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına Müdür olarak atanmıştır.
PROF. ULVİ YÜCELEN
Prof. Ulvi Yücelen; 1947 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünü Lico Amar’ın keman öğrencisi olarak bitirmiştir. Mezuniyetini takiben Ekim 1947’de Riyaseticumhur Flarmoni Orkestrası’na girmiş, orkestradaki çalışmalarına ek olarak Genç Kuartet ile de birçok konsere katılmıştır. Yücelen, 1953-1955 yııları arasında devlet bursu ile Almanya’da Köln Yüksek Müzik Akademisi’nda Prof. W. Stross ile keman, Prof. M. Franck ile oda müziği çalışmış, aynı zamanda Prof. W. Stross’un oda orkestrasında konserlere katılmıştır. Yurda döndükten sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konsertmeister Yardımcısı olan Yücelen, 1959 yılına kadar 6 yıl süre ile HELİKON YAYLI ÇALGILAR DÖRTLÜSÜ’nün 2. kemancılığını da yapmıştır. Yücelen, daha sonra 1959-1961 yılları arasında Almanya’da Hannover Niedersaechsisches Senfoni Orkestrası 1. Konzertmeisterliği görevinde bulunmuştur. Ankara’ya dönüşünü takiben YÜCELEN TRİO’sunu kuran Ulvi Yücelen daha sonra da 1964 yılında YÜCELEN YAYLI ÇALGILAR KUARTETİ’ni kurmuştur. Ulvi Yücelen 1962 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının 2. Konzertmeisterliğine ve 1965 yılında da 1. Konzertmeisterliği görevine getirilmiştir. Aynı zamanda, 1968-1971 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müdürlüğü görevinde de bulunmuş, 1967-1971 yılları arasında da Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü Keman Öğretnemliği yapmıştır. 1976 yılı sonunda Cumherbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’ndan ayrılmış olan sanatçı aynı yıl Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığına atanmıştır. Bu görev süresince Müsteşar Vekilliğinde de bulunan Yücelen,, yöneticilik görevleri boyunca konser etkinliklerini kesintisiz devam ettirmiştir. Uzun yıllar senfoni orkestralarının 1. Konzertmeisterliği görevlerinin yüklediği soloların dışında yurt içi ve yurt dışında konser salonlarında, radyo ve TV’lerde gerek orkestralar eşliğinde solist olarak, gerek resital ve gerek oda müziği konserleri veren Ulvci Yücelen’e 1986’da Profesörlük payesi verilmiş olup, kendisi 1971 yılından bu yana Devlet Konservatuarı’nda Öğretim Üyesi olarak oda müziği dersleri vermektedir. 1984-1988 yılları arasında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Görevinde de bulunan Ulvi Yücelen, 1964 yılında kurduğu YÜCELEN YAYLI ÇALGILAR KUARTETİ ile o tarihten bu yana gerek yurt içinde gerekse yurt dışında kesintisiz olarak konser faaliyetlerine devam etmektedir.
EROL KÜYEL
Erol Küyel 1955 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünden mezun oldu. Buradaki öğrenimi sırasında hocalarının kendisi hakkında Milli Eğitim Bakanlığına vermiş oldukları üstün yetenek raporu üzerine Bakanlıkça açılan özel sınavı kazandı. 1956 yılında şan ve viyolonsel öğrenimi için Madrid Kraliyet Konservatuarına gönderildi. Başarılı bir öğrenim sonunda bir süre ünlü Çellist Gaspar Cassado ile çalıştı. İspanya’nın muhtelif şehirlerinde resitaller vererek fevkelade olumlu kritikler aldı. 1967-68 yılı Paris’te Prodf. Andre Levy ile oda müziği çalışan Erol Küyel, Ecole Normale de Musique’in 18 Haziran 1968’de yapılan LİCENCE D’ENSEİGNEMENT konkurunu, çeşitli uluslardan adaylar arasındai tek olarak kazanarak Charles Munch imzalı viyolonsel hocalığı diplomasını aldı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasında ilk Müdürlüğünü 1974 yılında yaptı.
AYHAN ERMAN
1928’de Tokat’da doğdu. 1936’dan sonra öğrenimini Ankara’da yaptı. 9 yaşında babası ile başladığı keman derslerine, Siyasal Bilgiler Fakültesinde okurken Ankara Devlet Konservatuarında Necdet Remzi Atak’ın keman sınıfına devam etti.
Faruk Güvenç, Efruz Edgüer ile kurdukları Ankara Barok Triosu ile konserler verdi. Bülent Arel ve İlhan Usmanbaş’ın yönettiği Helikon Oda Orkestrası’nda çaldı. 10 yıl değişik ilçelerde Kaymakamlık yaptı. 1962’de CSO’na girdi. Ve 30 yıl bu toplulukta çaldı. Orkestra sanatçılığı yanında 6 yıl orkestra müdür yardımcılığı ve 2 yıl Müdürlük görevlerinde bulundu. (1974-75).
Ankara Radyosu’nda her hafta Müzik Takvimi, Müzik Sözlüğü, Piyanonun Öyküsü, Ülkeler ve Besteciler, Müzik ve Mizah ve Yeni Plaklar, Yeni Yorumlar gibi açıklamalı müzik programları hazırladı. Gazete ve dergilerde eleştiriler, makaleler yazdı. Değişik oda müziği toplulukları ile çaldı. Ve 1974 yılında Gürer Aykal yönetimindeki Ankara Oda Orkestrası’na katıldı. Ankara Solistleri’nin de üyesi olan Ayhan Erman, Ahmet Kanneci ile keman-gitar ikilisi konserleri vermekte, kuruluşundan beri Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü’nde Oda Müziği öğretim görevlisidir.
AYKUT DOĞANSOY
Nisan 1937 yılında İstanbul’da doğdu. Müziğe İstanbul Belediye Konservatuarı’nda başladı. Keman, piyano ve klarnet çalıştı. 1956’da Ankara Devlet Konservatuarı’na geçti, klarnetçi Hayrullah Duygu’nun öğrencisi oldu.
7 yıllık Üflemeli Sazlar (klarnet) bölümünü 3 yılda birincilik ile bitirdi. 1959 yılında yapılan giriş sınavını kazanarak CSO sanatçısı oldu.
Doğansoy 1968 yılında uzmanlık için Almanya’ya gönderildi. Berlin Yüksek Müzik Akademisi’nde Prof. Henrich Geuser ile çalıştı. Klarnet ve oda müziği dallarında mezun oldu. Burada resitaller ve radyo konserleri verdi.
Yurda dönüşünde 1965 yılında başladığı Devlet Konservatuarı klarnet öğretmenliğine devam etti. Orkestrada önce Klarnet grup şef yardımcılığı, daha sonra klarnet grup şefi oldu.
Uzun yıllar orkestra yönetim kurullarında ve filarmoni derneği yönetim kurullarında görev yapan Aykut Doğansoy, 1978 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müdürlüğü, 1981-1982 yılında da Ankara Devlet Konservatuarı Müdürlüğü görevlerini üstlendi.
Piyanist Ferhunde Erkin, piyanist Mithat Ferman ve piyanist Binnur Ekber ile klarnet-piyano ikilisi, daha sonra kurduğu Doğansoy Üçlüsü ile çeşitli resitaller verdi.
Ankara Nefesli Çalgılar Beşlisi ile yurtiçinde ve yurtdışında, Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan’da konserler verdi. CSO, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Adana-Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde solist olarak çaldı. Polonya’da Senfoni Orkestrası eşliğinde klarnet ile solist olarak konserler verdi.
Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın sanat danışmanlığını yapan Aykut Doğansoy, solist olarak konser ve resitaller vermeye devam etmekte olup, halen CSO klarnet grup şefi ve Hacettepe Ünüversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Doçenti, klarnet ve oda müziği öğretmenidir.
FARUK GÜVENÇ
1926 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Atatürk Lisesi’nde öğrenci iken, aynı lisenin öğrencileri olan Ayhan Erman, Efrüz Edgüer ile kurdukları, Ankara Barok Trio’su ile konserler verdi. Ankara Tıp Fakültesi’ndeki öğrenciliği sırasında ise Ankara Devlet Konservatuarı öğretim üyesi Necdet Remzi Atak’tan keman dersleri aldı. Bülent Areli ile İlhan Usmanbaş’ın yönettikleri Helikon Oda Orkestrasında çaldı. Müzikle içiçe yaşayan Faruk Güvenç’in tercihi sonunda müzik oldu. Tıp fakültesi son sınıfından ayrıldı. Ankara Radyosu’nda beğeni kazanan açıklamalı müzik programları hazırladı, sundu. 1958 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na viyola sanatçısı olarak katıldı. 1962-65 yılları arasında tek başına OPUS DERGİSİ’ni çıkardı. 1974 yılında faaliyete geçen Ankara Oda Orkestrası’nın da kurucularındandır. Faruk Güvenç’in çeşitli basın organlarında müzik eleştirileri, Türkiye’nin Müzik Sorunları üzerine makaleleri yayınlanmış, panellerde aranılan konuşmacı olmuştur. CSO’nın 1979 yılında müdürlüğünü yapmıştır. Faruk Güvenç uzun yıllar Ankara Radyosu Çoksesli Müzik Yayınları Şefliği’nde görev yapmış, TRT Yönetim Kurulu Üyeliği’nde bulunmuştur. Faruk Güvenç 1982 yılında yaşamını yitirmiştir.
ANCAN ÖZASKER
1943’te Hereke’de doğdu. Muzıka-i Humayun Kadınlar Orkestrası’nda keman çalan Kamer hanımdan bu yana ailede yer alan müzisyenler geleneği ile İzmir Devlet Konservatuarı’na girdi. İzmir Devlet Konservatuarı’nda François Morin, Ankara Devlet Konservatuarı’nda Nusret Kayar, Paris’te Andre Levy ile viyolonsel çalıştı. 1969 yılında CSO sınavını kazanarak bu orkestranın viyolonsel grubu sanatçılığına atandı. Ancan Özasker, CSO’nda 1973 yılında Müdür Yardımcılığı, 1980 yılında da Müdür olarak görev yapmıştır.
Türkiye Filarmoni Derneği başkanı iken; günümüzde de devam eden Ankara Liselerarası Koro Yarışmalarını ilk kez düzenlemekle Ankara’da orta öğretimde çoksesli okul korolarının kurulmasını sağlamıştır.
MEHMET ERTEN
1934 yılında Rize’de doğan sanatçı, ilk trompet derslerini Cemal Cimcoz’dan almıştır. Ankara Devlet Konservatuarı’nı Haydar Çetiz’in öğrencisi olarak 1958 yılında üstün başarı ile bitirmiştir. Mezun olduğu yıl başarılı bir sınavla CSO’na atanmış, ve bu tarihten itibaren orkestranın 1. trompetçiliğine getirilmiştir. 1961 yılından itibaren bu görevinin yanısıra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Nefesli Sazlar Ana Sanat Dalı “Trompet öğretim üyeliği“ de yapan sanatçı ülkemize çok sayıda değerli trompetçi yetiştirmiştir. Sanatçı 1958’den bu yana orkestranın 1. Trompetçiliği yanı sıra İstanbul İzmir Devlet Senfoni Orkestraları’nın kuruluşunda önemli görevler üstlenmiş, birçok kere bu orkestralara misafir sanatçı olarak katılmış, konserler vermiştir.
Ayrıca Radyo-TV özel programları yapmış, Nefesli Sazlar Beşlisi ile yurtçinde ve yutdışında Oda Müziği konserleri vermiştir. Ilk kez 1980 yılında CSO müdürlüğüne atanan Mehmet Erten, bu görevinde uzun yıllar hizmet vermiştir. Devlete bağlı sanat kurumlarının sözleşme kapsamına alınarak maddi olanaklarının iyileştirilmesinde büyük hizmeti geçen sanatçı, halen CSO Trompet Grup Şefi olarak görev yapmaktadır.
CENGİZ ÖZKÖK
Prof. Cengiz Özkök Ankara Devlet Konservatuarına 1951 yılında girmiş, önce Fethi Kopuz daha sonra Lico Amar ve Jules Higny ile çalışmış, 1961 yılında mezun olduktan sonra CSO’nın sınavını kazanarak bu orkestrada keman sanatçılığına atanmıştır. Daha sonra Köln Yüksek Müzik Akademisi’nde Prof. J. Maier ile keman, Prof. Kehr ile oda müziği çalışmıştır. Sanatçı halen CSO Konsertmaisteri ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’nda öğretim üyesi ve Ankara Yaylı Çalgılar Dörtlüsü Üyesidir.
HÜSEYİN AKBULUT
1943 yılında Sarız’da doğan sanatçı, 1960 yılında Mimar Sinan İlköğretmen Okulu’nu, 1964 yılında da Gazi Eğiğtim Enstitüsü Müzik Bölümü’nü bitirdi. Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nde Eva Klein ile keman çalışan sanatçı, 1965-69 yılları arasında İsrail’de Rubin Academy of Yair Class ile oda müziği çalıştı.
Akademinin bütün programlarını bitirerek 1969 yılları arasında Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. 1982 yılında CSO’nın sınavını kazanarak bu orkestraya keman sanatçısı olarak atandı. CSO sanatçılığının yanısıra yönetim kurulu üyeliği, müdür yardımcısı ve müdür olarak görevler yaptı.
HÜSEYİN ERTUĞ
1956 yılında Ankara’da doğdu. 1975 yılında Orhan Nuri Göktürk’ün öğrencisi olarak Ankara Devlet Konservatuarı Fagot bölümünden mezun oldu. CSO Fagot Grubu’nda görev yapan sanatçı, pekçok oda müziği ve solo konserler verdi. 1995 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Yine aynı yıl CSO Müdürlüğü görevini yürüttü.
CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASININ TARİHİNDE GÖREV YAPAN KONSERTMAİSTERLER
VONDRA BEY
Macar asıllı Binbaşı, saray hesabına Paris Konservatuarı’nda öğrenim görmüş, Viyana Konservatuarı’ndan mezun oomuş, 1.lik ödülünü kazanmıştır. Mezuniyetindeki başarısı nedeni ile Konservatuar tarafından ödül olarak kendisine değerli bir keman hediye edilmiştir. Alkol bağımlılığı nedeniyle genç yaşta ölan sanatçı Zeki (Üngör) Bey’in de hocasıydı. Sultan Abdülmecit devrinde görev yaptı.
ZEKİ BEY
1880 yılında Üsküdar’da doğdu. Şekerci Hacı Bekir Ailesi’nden Hüseyin Bey’in oğludur. 11 yaşında kaydolduğu Muzıka-i Humayun’da Vondra Bey’den ve Aranda Paşa’dan ders aldı. Hocası Vondra Bey’den sonra orkestraya konsertmaister oldu. Mendellsohn gibi tanınmış konsertoları solist olarak orkestra eşliğinde seslendirdi. 1917 yılında bu orkestranın şefliğini yapmaya başlamıştır.
BASRİ BEY
Zeki Üngör Bey’den sonra orkestraya konsertmaister olan 1917 yılında görev yaptığı bilinen Basri Bey de Muzıka-i Humayun’un yetiştirdiği değerli bir sanatçıdır. Babası Bahattin, amcası Flüist Ahmet Bey, kuzeni Sadri Bey Muzıka-i Humayun orkestrasında uzun yıllar görev yapmıştır.
HALİL (Onayman) BEY
1902 yılında İstanbul’da doğdu. Ilokulla Askeri Rüştiye’yi bitirdikten sonra, 1916 yılında Muzıka-i Humayun’a girdi. Basri Bey’in emekliliğinden sonra orkestraya konsertmaister oldu. Bu görevi 1953 yılına kadar sürdürmüştür.
WİNGLER
1936 – 1937 yıllarında ülkemize gelen yabancı uyruklu (Alman) sanatçılardan olan Wingler orkestramızda konsertmaister olarak görev yapmıştır.
SEDAT EDİZ
1916’da İstanbul’da doğdu. Burhan Duyal, Sabri Pusa ve Halil Onayman’dan keman dersleri aldı. 11 yaşında Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası’na girdi. Ankara Devlet Konservatuarı’nda keman öğretmeni Gilbert Back’la öğrenimine devam etti. Oda müziği ve solo konserler verdi. 20 yıl konsertmaister olarak görev yaptı. 1959 yılında Almanya’da Prof. Stross ve Prof. Lessing yanında şeflik öğrenimi gördü. Salzburg Mozarteum’da şeflik eğitimine devam etti. Türkiye’ye 1961 yılında döndü. 19 aralık 1965 yılında 49 yaşında vefat etti. Sedat Ediz’in Konsertmaister olduğu dönemde, Ulvi Yücelen 2. Konsertmaister, Fethi Kopuz ise 3. Konsertmaister idi.
Prof. FETHİ KOPUZ
1915 yılında İstanbul’da doğdu. 7 yaşında kemana başladı. 11 yaşına kadar babası Fahri Kopuz ile birlikte alaturka çalıştı. Bundan sonra violonist Tahir, Seyfettin Asal ile batı müziği çalıştı. Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası’na girdikten sonra Gilbert Back’den yararlandı. 1949 yılında Londra’da Max Rostal’ın öğrencisi oldu. Pek çok solo konser ve resitaller veren sanatçı, Sedat Ediz’in konsertmaisterliği sırasında orkestrada 3. konsertmaisterlik yapmıştır. A.B.D.’de kendisine Prof. ünvanı verilmiştir.
Prof. ULVİ YÜCELEN
Türkiye’de Lico Amarla, Almanya’da Köln Yüksek Müzik Akademisi’nde Prof. W. Stross ile keman çalışmıştır. 1959-61 yılları arasında Almanya’da Hannover Nidersaecsisches Senfoni Orkestrası 1. Konsertmaisterliği yapmıştır. 1962 yılında CSO’nın 2. Konsertmaisterliğine 1965 yılında Sedat Ediz’den sonra 1. konsertmaisterliği yapmıştır. Yücelen’in 1. konsertmaisterliği sırasında Oktay Dalaysel 2., Yusuf Aksöz 3. konsertmaisterdi.
Prof. OKTAY DALAYSEL
1938 yılında Yalvaç’da doğdu. 1949 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’na girerek Prof. Lico Amar’ın keman öğrencisi oldu. 1958’de yüksek bölümü bitirdi. Aynı yıl CSO’na alındı. Bir Alman bursu kazanarak Freiburg Yüksek Müzik Okulu’nda Prof. Grehling ile çalıştı. 4 yıl sonra bu okulun “Maisterklasse” sınıfından mezun oldu. 1962 yılında yurda döndüğünde yine CSO’nda göreve başladı. 1969’da 2. 1975’de 1. Konsertmaister oldu. Yurtiçindeki konserlerinin yanısıra yurtdışında Almanya, Bulgaristan ve Arnavutluk’ta solist olarak orkestra eşliğinde konserler ve resitaller verdi. Ayrıca uzun yıllardan beri Ankara Devlet Konservatuarı’nda keman hocalığı yapmaktadır. 1990 yılında kendisine Profesörlük ünvanı verilmiştir. Sanatçının keman için yazmış olduğu bir gam metodu mevcuttur.
YUSUF GÜLER AKSÖZ
1936 yılında İstanbul’da doğdu. Istanbul Belediye Konservatuarı ve İstanbul Devlet Konservatuarı’nı bitirdi. Orhan Borar, Ali Sezin, Ekrem Zeki Ün ile, 1965 yılında Londra’da Manouk Parikian’la keman çalıştı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda 1961 – 1975 yılları arasında görev yaptı. Orkestraya 1965 yılında 3. konsertmaister oldu. Yurtiçinde ve yurtdışında solist olarak sayısız konserler vermiştir.
Prof. CENGİZ ÖZKÖK
Türkiye’de Fethi Kopuz, Lico Amar, J. Higny ile Köln Yüksek Müzik Akademisi’nde Prof. J. Maier ile keman öğrenimi gören Prof. Cengiz Özkök 1997 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda 2. konsertmaisterliği görevini yapmıştır.
Doç. K. MURAT TAMER
Müzisyen bir aileden gelen sanatçı, müzik çalışmalarına küçük yaşta başladı. 1962 yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuarı’nın keman bölümünden 1971 yılında Prof. Jules HIGNY’nin öğrencisi olarak üstün başarı ile mezun oldu. 1976 yılında, Türkiye Filarmoni Derneği’nin öncülüğünde gerçekleştirilen Prof. W. Marschner’in yüksek keman kursuna aktif olarak katıldı. Kurs sonunda ünlü sanatçı Pedagog Prof. W. Marschner’in yönetimindeki CSO ile Beethoven’in keman konçertosunu seslendirdi. Birçok oda müziği konseri ve resital verdi. Yine CSO’nın birçok konserinde solist olarak konserler verdi. 1997 yılında CSO’nın 3. konsertmaisterliğini yaptı. Murat Tmaer aynı zamanda Ankara Yaylı Çalgılar Kuartetinin ve Ankara Oda Orkestrasının üyesi olup, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı keman bölümü öğretim üyesi ve O.D.T.Ü. Güzel sanatlar ve Müzik Bölümünde keman öğretim üyesi olarak faaliyetlerini sürdürmüştür.
NUSRET KAYAR
(Çello Solisti)
CSO’nın 6940 sayılı özel yasası ve bu yasaya dayalı olarak yürürlükte bulunan yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre “Çello Solist“liği, viyolonsel Grup Şefliği ünvanından ayrı bir titr olup, tek’tir ve Nusret Kayar’dan sonra bu göreve getirilen olmamıştır. Değerli sanatçı Nusret Kayar 1918 yılında doğdu. Ilk tahsilini İstanbul’da yaptıktan sonra Ankara Musiki Muallim Mektebi’ne girmiştir. Burada ilk viyolonsel derslerini Edip Sezen’den almış, ve bilahare 4 yıl David Zirkin’le çalışmıştır. Musıki Muallim Mektebini bitirdikten sonra CSO’na kabul edildi. Ve bir yandan da Konservatuara devam etmeye başladı. Nusret Kayar ilk konserini 1939’da CSO refakati ile vermiş ve Saint Seans viyolonsel konçertosunu çalmıştır. Daha sonra Bocceheri’nin çello konçertyosuyla, Çaykovski’nin Rokoko varyasyonlarını seslendirmiş çok sayıda resitaller vermiştir. Nusret Kayar 1947 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı Avrupa sınavını kazandı ve Paris’e gitti. Orada 4 yıl Charle Bartch, Andre Levy gibi tanınmış viyolonselistlerle çalışarak Ecole Normale’in Yüksek kısmından diploma aldı. Ünlü Türk Kompozitörü H. Ferit Alnar bestelediği viyolonsel konçertosunu Nusret Kayar’a ithaf etmiştir. Parlak solistlik yaşamının yanısıra, Ankara Devlet Konservatuarı’nda uzun yıllar öğretim üyeliği yapmıştır.
1947 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI FİLARMONİ ORKESTRASI KADROSU
Konsertmaister …..... Halil Onayman
Birinci Kemanlar...... Orhan Borar, Burhan Duyal, Lütfü Belgin,
Müfit Duyal, Sabri Pusa, Nuri İrun, O. Nuri Kapel,
Cevat Özmengü
İkinci Kemanlar........ Enver Kapelman, Hidayet Demirkuşak, Fethi Kopuz,
Hüseyin Eliçin, Kemal Susat, Şükrü Arsev,
Sadrettin Sonat, Kemal Şener, Mahir Batur, Nuri Kan
Viyolalar.................... İzzet Nezih Albayrak, Zeki Berküren, Asaf Altuğ,
Turgut Çalgan, Behzat Şarıl, Hulusi Karsel,
Naci Bolgi, Adnan Güney
Viyolonseller............. Edip Sezen, Nusret Kayar, Adnan Üçer,
Enver Kakıcı, Vasfi Gürsan, Rıfat Tümer, Saim Ortaç
Kontrabaslar............ Zülfü Kınayman, M. Ali Kızıltuğ, Recep Lugal,
M. Ali Şenol
Obualar..................... Eftal Günşıray, Şakir Yolaç
Klarinetler................ Hayrullah Duygu, Mahmut Nuray
Fagotlar..................... Saim Türkmen, Hasan Ergün
Kontrfagot................. Kemal Gürton
Kornolar.................... Burhan Tepedoğanlı, Mustafa Canver
Trompetler................ Haydar Çetiz, Adnan Erdoğdu
Trombonlar............... Ferruh Üstünel, Cahit Kılıçarı, Osman Borova
Timpani..................... İbrahim Sergici
1963 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KADROSU
1. Konsertmaister.... Sedat Ediz
2. Konsertmaister.... Ulvi Yücelen
1. Kemanlar............. Kenan Kutucuoğlu, Y. Güler Aksöz, Oktay Dalaysel,
Erol Aygün, Kemal Şener, Akşit Yücelen,
Cavit Özmengü, Ergun Özyücel, Haluk Onarır,
Engin Eralp, Kemal Susat, Ermukan Saydam
2. Kemanlar............. Mehlika Demirkuşak, Hidayet Demirkuşak,
Cengiz Özkök, Abdüşekkür Ertüzün, Orhan Kadam,
Adnan Erdir, Yüksel Bakan, Hüseyin Elçin,
Mahir Batur, O. Nuri Kapel, Cavidan Selek,
Ethem Günöz, Beyhan Omakunt, Ayhan Erman
Viyolalar.................. İzzet Albayrak, Turgut Çalgan, Naci Bolgi,
Ruşen Güneş, Behzat Şarıl, İmer Saraçoğlu,
Adnan Güney, Faruk Güvenç, Zeki Berküren,
Koral Çalgan, Ziya Esel, Olcay Sağdıç,
Çello Solisti.............. Nusret Kayar
Viyolonseller............ Enver Kakıcı, Saim Ortaç, Kaya Öztan, Vasfi Gürsan,
Erol Küyel, Duran Kazanoğlu, Mehmet Şahmalı,
Aziz Gürerk, Adnan Üçel, Gülten Sünnetçiler
Kontrabaslar........... M. Ali Kızıltuğ, Süleyman San, Özdemir Arığ,
Erol Akartürk, Selçuk Sun, Nazif Çakmak,
Recep Lugal
Flütler....................... Mekerrem Berk, Saki Şarıl, Zahit Özsezen,
Şahin Yüzak
Piccola...................... Halil Ekseriyet
Obualar.................... Şakir Yolaç, Çetin Yalçın
Korangle.................. Mehmet Öğüt, Ahmet Öğüt
Klarinetler............... Hayrullah Duygu, Hüseyin Özberk, Aykut Doğansoy
Bas Klarinet............ Erdal Tüzel
Fagotlar................... Saim Türkmen, Hasan Ergün, Ali Eratay,
Orhan Göktürk
Kontrafagot............. Kemal Gürton
Kornolar.................. Burhan Tepedoğanlı, Erol Gömürgen, Ferhat Güneri,
Mustafa Caner, Tahsin Gençosmanoğlu,Yılmaz Ulutaş
Trompetler.............. Mehmet Erten, Mehmet Nişancı, Adnan Erdoğdu
Trombonlar............ Ziya Polat, Osman Borova, Cahit Kılıçarı,
Ferruh Üstünel
Tubalar..................... Hikmet Seyhun, Hüseyin Kurt
Timpani................... Muzaffer Erberik
Bateri........................ Fikret Başkent, Mesut Y. Özeke, Nazım Ülgen
Arp............................ Sevin Tezeren, Erdan Tüysüzoğlu
1969 – 1970
CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI KADROSU
1. Konsertmaister... Ulvi Yücelen
2. Konsertmaister... Oktay Dalaysel
3. Konsertmaister... Y. Güzel Aksöz
1. Kemanlar............ Kenan Kutucuoğlu, Cengiz Özkök, Erol Aygün,
Ergun Özyücel, Engin Dikener, Kemal Susat,
Vedat Evren, Kemal Şener, Ermukan Saydam,
Eftal Dölen, Süheyl Petekoğlu, Haluk Onarır,
Cavit Özmengü,
2. Kemanlar............ Ayhan Erman, Gürer Aykal, Meliha Demirkuşak,
Cemil Özdoğan, Orhan Kadam, Tomris Alpsan,
Adnan Erdır, Yüksel Özdoğan, Hüseyin Eliçin,
Ali Bozkurt, Taner Öncel, Ülker Palabekiroğlu
Viyololar................. Ruşen Güneş, Koral Çalgan, Sumru Güner,
Naci Bolgi, Ahmet Ediz, Zeki Berküren,
Faruk Güvenç, Adnan Güney, Behzat Şarıl,
İzzet Albayrak, Turgut Çalgan, Olcay Sağdıç,
Vehbi Tümen, Nejat Başeğmezler
Çello Solisti............. Nusret Kayar
Viyolonseller........... Engin Sansa, Enver Kakıcı, Aziz Gürerk,
Mehmet Şahmalı, Kaya Öztan, Duran Kazanoğlu,
Erol Küyel, Ancan Özasker, Vasfi Gürsan,
Hüseyin Ünal
Kontrabaslar.......... M. Ali Kızıltuğ, Süleyman San, Özdemir Arığ,
Selçuk Sun, Osman Mumcuoğlu, Nazif Çakmak
Flütler..................... Mükerrem Berk, Saki Şarıl, Zahit Özsezen,
Şahin Yüzak, Cahit Koparal
Piccolo..................... Halil Ekseriyet
Obualar................... Şakir Yolaç, Çatin Yalçın, Mehmet Öğüt,
İrfani Özdemir
Korangle................. Ahmet Öğüt
Klarinetler............. Hayrullah Duygu, Aykut Doğansoy, Hüseyin Özberk,
Bülent Civelek
Bas Klarinet........... Erdal Tüzel
Fagotlar.................. Saim Türkmen, Orhen Nuri Göktürk, Ali Eratay
Kontrafagot........... Kemal Gürton
Kornolar................ Erol Gömürgen, Burhan Tepedoğanlı, Ferhat Güneri,
Yılmaz Ulutaş, Ülgen Özbay, Muammer Öz
Trompetler............. Mehmet Erten, Mehmet Nişancı, Adnan Erdoğdu
Trombonlar........... Ziya Polat, Osman Borova, Cahit Kılıçarı, Metin Yalçın
Tuba....................... Hüseyin Kurt
Timpani................. Muzaffer Erberik
Bateri..................... Fikret Başkent, M. Yener Özeke, Cafer Öz,
Tuğrul Aydıntan, Haşim Yedican
Arp…………….. Sevin Berk, Erdan Tüysüzoğlu
Piyano/Çelesta… Yüksel Koptagel, Ayşe Işık (Ediz)
GÜNÜMÜZE KADAR CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI İLE KONSER YAPMIŞ MİSAFİR YILDIZ SANATÇILAR
|
ŞEFLER |
YIL |
|
Arthur Fiedler Konstantine Kremetz Walter Susskind Gilbert Varga Rudolf Alberth Alberto Zedda Jose Serebrier Jean Pierre Jacquillat Carlos Paita George Hurst Nadia Boulanger Mieczyslawn Nowakowski Aaron Copland Lois Fremaux Anatole Fistouları Han Von Benda Paul Tortelier Dr. Hermann Scherchen Dr. Hans Hoerner A. Camozzo George Reinwald Haumo Tauber Karsten Andersen Niyazi Tagazade Cansug Kahitze
|
1964 1992 1967 1991 1968 1971 1972 1974 1972 1968 1958 1991 1973 1970 1977 1959 1962 1947 1953 1953 1953 1953 - - - |
|
SOLİSTLER |
YIL |
|
Wilhelm Kempff Mindru Katz Janos Starker Jacov Zak Konsanty Kulka Konsanty Kulka Pierre Fournier Pierre Fournier Pierre Fournier Pierre Fournier Viktor Pikayzen Tatyana Pikayzen James Tocco Oleh Krysa Oleh Krysa Robert Cohen Robert Cohen Robert Cohen Alexander Rudin Alexander Jenner Alexander Jenner Geza Anda Edith Peineman Maurice Gendron Ruşen Güneş Peter Katin Peter Katin Alberto Lysy Michel Beroff Uto Ughi Mikhail Homitzer Jean Pierre Rampal Josef Sivo Pierre Pierlot Paul Badura-Scoda Cladio Arrau Cristian Ferras Witold Malcuzynski Witold Malcuzynski Paul Tortelier
|
1943 1964 1973 - 1984 1992 1965 1970 1977 1983 - - 1991 1992 1993 1974 1980 1991 - 1967 1969 1969 1968 1969 - 1963 1976 1975 1973 1971 1983 1972 1974 1968 1967 1967 1967 1963 1964 1964
|
|
SOLİSTLER |
YIL |
|
Samson François Monique Haas Ion Voıc Daniel Şafran İgor Berzondi Valeri Klimov Leyla Gencer Haclav Hudecek Gerhard Mantel İgor Oystrah Ruggiero Ricci Henry Szeryng Milos Saldo Wolfgang Marschner Ulf Hoelscher Philippe Entremont Ricardo Odnoposoff Suna Korat Devy Erlih Ludwig Hoelscher Wolfgang Schneıderhan Andre Navarra Leonid Kogan Andor Foldes Vladimir Orloff Ayhan Baran Ferhan Onat Gülşen Tatu Güher-Süher Pekinel Minço Mıncef Joshua Epstein Nigel Kennedy Oleg Kagan Ernts Kovacıc Pierre Sancan Victoria D.LosAngeles
|
1965 1967 1963 1965 1964 1963 1963 1974 1971 - 1969 1963 - 1975 1974 1970 1972 - 1968 1959 1970 1976 1965 1981 1969 - - - - - 1992 - 1990 1972 1972 - - |
CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI SOLİSTLERİ

İDİL BİRET
(Doğ. 1942) Devlet Sanatçısı
Üstün yeteneğini küçük yaşta belli eden Biret, piyanoya Mithat Fenmen'le başlamış, öğrenim sürecini Paris Konservatuvarı'nı bitirirken aldığı üç birincilik ödülüyle tamamlamıştır. Paris'teki piyano hocaları Alfred Cortot ve Wilhelm Kemff, kompozisyon hocası ise Nadia Boulanger'dir.
Henüz on bir yaşındayken Mozart'ın iki piyano için konçertosunu Wilhelm Kempff'le Paris'te seslendiren sanatçımız, on altı yaşından başlayarak beş kıtada konserler vermiştir. Kendisine eşlik eden orkestraları yöneten seçkin şefler arasında Monteux, Scherchen, Leinsdorf, Boult, Kempe, Sargent, Rozdestvenski, Keilbarth Fruhbeck de Burgos, Pritchard, Groves, Mackerras ve Iwaki sayılabilir.
İdil Biret'in Amerika'daki etkinlikleri, sanatçımız yirmi bir yaşındayken Eric Leinsdorf yönetimindeki Boston Senfoni Orkestrasıyla Rahmaninofun 3. Piyano Konçertosu'nu seslendirdiği konserle başlamıştır. Bir yıl sonra bu konçertoyu, şef Pierre Monteux yönetimindeki Londra Senfoni Orkestrasıyla yorumlamıştır. Biret, ilk "Rusya turnesine Emil Gilels'in daveti üzerine çıkmıştır. Bu dönemde birkaç yıl içinde 80'den fazla konser vermiştir. Yıllar sonra yeniden gerçekleştirdiği "Rusya konserlerinin başında, 1984'te Leningrad Senfoni eşliğindeki konçerto yorumları vardır. 1980-84 yılları arasında birkaç kez gittiği Avustralya'da 60 konser sunmuştur. Bu konserlerin 14'ü Sydney Operaevi'nde gerçekleştirilmiştir. 1990'da Japonya turnesine çıkan piyanistimiz, başta Tokyo ve Osaka olmak üzere, bu ülkenin büyük kentlerinde sanatını dinletmiştir. Turne kapsamında Beethoven-Liszt senfoni yorumları, Toshiba/EMI plak firması tarafından CD olarak çıkarılmıştır.
Sanatçımız, uluslararası festivallerdeki parlak etkinlikleriyle de başarılar kazanmıştır. Yehudi Menuhin ile Beethoven'in sonatlarını yorumlaması, bu fırsatlardan kaynaklanır. Biret'in katıldığı festivaller arasında, Montreal, Persepolis, Nohant, Montpellier, Royan, La Rochelle, Atina, Berlin, Gstaad, istanbul gibi uluslararası müzik festivalleri bulunmaktadır. Biret, Wilhelm Backhaus'un 85. ve Wilhelm Kempff'in 90. doğum yılı kutlamalarında da yer almıştır.
idil Biret, hiçbir piyano yarışmasına katılmamış, öte yandan önemli piyano yarışmalarında seçiciler kurulu üyesi olmuştur: Kraliçe Elizabeth Yarışması (Belçika), The Van Cliburn Yarışması (ABD), Busoni Yarışması (italya), Montreal Yarışması (Kanada), Weimar/Liszt Yarışması (Almanya).
Liszt'in piyanoya uyarladığı Beethoven senfonilerinin tümünü 1986'da Fransa'daki Montpellier Festivali'nde dört konserle yorumlayan piyanistimizin üstün performansı, aynı yıl EMl/HMV firması tarafından plak olarak değerlendirilmiştir. Dünyada ilk kez gerçekleştirilen böyle bir piyano maratonu dolayısıyla batının önde gelen gazete ve dergilerinde yayınlanan yazılardan derlenebilecek bir kesit şöyle özetlenebilir: Gramophone (Londra): "Büyük bir başarı!" Hı Fi News (Londra): "Büyülendim". Le Nouvel Observateur (Fransa): "Bugüne kadar ender duyulmuş bir senfonik derinlik". New York Magazine: "Zevkine, tekniğine ve kusursuz müzikalitesine hayranım". Cor-riere Della Sera (Milano): "Bütüne egemen oluyor ve hükmediyor". Le Soir (Belçika): "Ruh, teknik üstünlük, soluk kesen virtüozite ve inanılmaz bir enerji". Fono Forum (Münih): Beethoven-Liszt senfonilerinin kamuoyuna sunulmasıyla kariyerindeki yükseliş pekişmiştir". Arts Magazine (Brüksel): "Müthiş bir başarı, bravo!"
1971 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılan Biret'in "dünyada ilk seslendirme" kapsamında yorumladığı yapıtlar şunlardır: Adnan Saygun'un "Piyano Konçertosu No.1" ve solo piyano için "Prelüdler'1; J. Francaix'nın piyano için "Sonat'i; A. Boucourechliev'in "Archipel IV'ü.
1990 yılından başlayarak Naxos firması için Brahms, Rahmaninof ve Chopin'in tüm yaratılarını kapsayan 37 CD'lik projeyi tamamlayan piyanistimiz, Brahms senfonilerinin piyano uyarlamalarını yaparak yorumlarını gerçekleştirmiştir.
Chopin'in "bütün yapıtlar" dizisi, Polonya'da beş yılda bir yapılan "Chopin Plakları Yarışması"nda "Chopin Plakları Büyük Ödülü"nü almış (1995); aynı yıl Pierre Bo-ulez'in 70. yılı kutlamaları çerçevesinde Fransız Radyosu stüdyolarında kaydettiği üç Boulez sonatı, Naxos firması tarafından piyasaya sunulmuştur.
Brahms'ın ölümünün yüzüncü yılı olan 1997'de Almanya'da Brahms'ın bütün solo piyano yapıtlarını beş konserde seslendiren sanatçımızın bu başarısı, Naxos firmasının 12 CD'den oluşan bir toplamla (bütün solo yapıtlar ve konçertolar) değerlendirilmiştir.
idil Biret'in yorumculuğu, kusursuz bir tekniği, temizliği ve saltlığı, tını zenginliğini, buluşçuluğu ve araştırmacılığı, inanılmaz bir çalışkanlık ve sanatsal disiplini, duygusal niteliklerinden kaynaklanan şiirselliği içerir.
Sanatçımızın aldığı diğer ödüller ve unvanlar şöyle sıralanabilir: Lilly Boulanger Memorial Fond (Boston, 1954 ve 1964); Harriet Cohen/Dino Lipatti Altın Madalyası (Londra, 1959); Polonya Artistik Liyakat Madalyası (1974); Chevalier del'Ordre National du Merite (Fransa, 1976); And Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası (Ankara, 1996), Boğaziçi Üniversitesi "Fahri Doktora" unvanı (1988), Hacettepe Üniversitesi Fahri Doktora unvanı (1997).
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solisti olan sanatçımız hakkında geniş bilgi için orkestra müdürlüğüne başvurulabilir (0312. 310 72 90).

AYŞEGÜL SARICA
(Doğ. 1935) Devlet Sanatçısı
İstanbul'da doğan Sarıca, derin duyarlılığı ve parlak tuşesiyle en değerli piyanistlerimizdendir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solisti olan sanatçı, müziksever aydınlarımızı konserleriyle etkilemektedir.
Piyano öğrenimine İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda Ferdi Statzer ile başlayan ve okulu bitirdikten sonra 1951'de Paris'e giden Sarıca, Paris Ulusal Konservatuvarı'nda Lucette Descaves ile piyano, Pierre Pasquier ile oda müziği çalışmış, Paris Konservatuvarını 1953'te birincilik ödülüyle bitirmiştir. Daha sonra Marguerite Long ile çalışan piyanistimiz, 1959'da M. Long-Jacques Thibaud Uluslararası Yarışması'nda "Paris Kenti Ödülü'nü almıştır.
Sarıca'nın konser verdiği ülkeler arasında ingiltere,
Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya, Belçika, Sovyetler Birliği, Macaristan,
Çekoslovakya, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Avustralya'yı
sayabiliriz.Piyanistimiz, 1968'den bu yana Cumhurbaşkanlığı Senfoni'nin
solistidir. 1971'de "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılmış, 1974'de Fransa
Kültür Bakanlığı tarafından kendisine "Chevalier de l'Ordre deş Arts et deş
Lettres" madalyası verilmiştir.
Geniş bilgi için, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müdürlüğü'ne
başvurulabilir (Tel: 0312 310 72 90).
Diskografi:
Cemal Reşit Rey, "Kâtibim Çeşitlemeleri"; Macar Devlet Orkestrası, şef: Hikmet
Şimşek, solist: Ayşegül Sarıca, Hungaraton.
Cesar Franck Sonat, keman ve piyano için; Ayla Erduran, Ayşegül Sarıca; Debussy
Sonat, N.3; Grieg Sonat No.3; UPR Classics.
Mozart, Piyano Konçertosu No. 15 KV 450, Mozart Piyano Konçertosu KV 488, UPR
Classics.Moment Musicaux, Schubert Öp. 91, Rahmaninof Öp. 16 ve Öp. 94, UPR
Classics.

GÜLSİN ONAY
(Doğ. 1954) Devlet Sanatçısı
Yeteneğini küçük yaşta belli eden Onay, piyanoya annesinin verdiği derslerle başlamış, istanbul'da Verda Ün, Ankara'da Mithat Fenmen ve Adnan Saygun'la çalışmalarını sürdürmüştür. Üstün yetenekli çocuklar için 6660 sayılı yasa kapsamında Fransa'ya gönderilen sanatçı, 1968-74 arasında Paris Konservatuvarı'nda Nadia Boulanger ve Pierre Sancan'ın öğrencisi olmuş, bu kurumu birincilik ödülünü alarak bitirdikten sonra 1979-82 arasında Almanya'da Hannover Müzik Yüksek Okulu'nda Bernard Ebert ile çalışmıştır.
Girdiği piyano yarışmalarında ödüller alan sanatçımızın büyük başarılarını simgeleyen ödülleri, 1979'da Paris'te Marguerite Long/Jacques Thibaud yarışması ile 1989'da italya'da yapılan Ferrucio Busoni yarışmasıdır.
Onay, günümüze değin beş kıtanın 40'ı aşkın
ülkesinde konserler vermiştir. Sanatçımızın geniş repertuvarı, 34 piyano
konçertosunu kapsar. Bu konçertoların yorumunda kendisine eşlik eden orkestralar
arasında Varşova Filarmoni, Slo-vakya Filarmoni, Ajapan Filarmoni, Tokyo Senfoni,
Berlin Radyo Senfoni, Bavyera Radyo, Dresden Staats-kapelle, Kopenhag Radyo,
Antwerb Kraliyet Filarmoni, Avusturya Radyo, Academy of London, Basel
Sinfonietta, Sinfonia Varşova ve Mozarteum orkestraları vardır. Piyanistimiz, "Varşova
Güz", Berliner Festtage, Mozartfest vvürzburg, Meksika Cervantino uluslararası
festivallerine katılmış, Türkiye'de düzenlenen uluslararası müzik festivallerinde de yer almıştır.
Sanatçının gerçekleştirdiği ilk seslendirmeler şunlardır: Hubert Stuppner'in 1.
Piyano Konçertosu'nu Berlin Radyo Senfoni eşliğinde (1985); Adnan Saygun'un
kendisine ithaf ettiği 2.Piyano Konçertosu'nu Cumhurbaşkanlığı Senfoni eşliğinde
(1990). Onay, Nikolai Metdner'in Op.55 "Çeşitlemelerinin Türkiye'de ilk
seslendirilişini ise 1993'te gerçekleştirmiştir.
1987'de "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılan Gülsin Onay'ın, Chopin,
Schubert, Çaykovski, Franck, Debussy, Ravel, Bartok, Saygun, Erkin, Stuppner
yapıtlarına ilişkin CD'leri vardır.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solisti olan sanatçı hakkında geniş
bilgi için orkestra müdürlüğüne başvurulabilir (Tel: 0312.310 72 90).
VERDA ERMAN
(Doğ. 1944) Devlet Sanatçısı
Uluslararası başarılarıyla övündüğümüz piyanist Erman, müzik öğrenimine dört yaşında Rana Erksan ile başlamıştır, istanbul'da üstün yetenekleri keşfeden ve yetiştirmekle ün kazanan Ferdi Statzer'le çalışmalarını sürdüren sanatçımız, 1957 yılında 6660 sayılı yasa kapsamında Fransa'ya gönderil mistir. Paris Ulusal Konservatuvarı'nda öğrenim yapan piyanistimiz 14 yaşındayken bu kurumun piyano bölümünü birincilikle bitirmiştir. Mezuniyetinden sonra Marguerite Long, Lucette Descaves, Lazare Levy, Louis Hiltbarandt ve Peter Feuchtwenger gibi ünlü müzikçilerle çalışan Erman, Paris'te ayrıca Marguerite Long Piyano Okulu'nu da bitirmiş ve profesyonel kariyerine başlamıştır. Dünyanın birçok ülkesinde konserler veren piyanistimizin turneleri kapsamında şu ülkeler sayılabilir: Fransa, ingiltere, Almanya, isviçre, Avusturya, Norveç, Macaristan, Romanya, Yugoslavya, Hindistan, Sovyetler Birliği, Şili, Arjantin, Brezilya, Kanada, Amerika ile bazı Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri.
Ohrid ve Aradjelovaks müzik festivallerinde madalyalarla onurlandırılan Verda Erman, italya, Fransa, Kanada ve Amerika'da katıldığı uluslararası piyano yarışmalarında ödüller almıştır. New York'ta aldığı "Uluslararası Edgar Levintrit Ödülüyle kazandığı başarının ardından Amerika'da 100'en fazla konser ve resital vermiş, böylece Amerika'nın tanıdığı ilk Türk piyanisti olmuştur.
Sanatçımızın 1992-93 konser sezonunda Amerika, ingiltere ve Fransa'da verdiği konserler, bu ülkelerde geniş yankı uyandırmış, müzik basınında övgüyle karşılanmıştır. Paris Ulusal Konservatuvarı'nın ve çeşitli ülkelerdeki piyano yarışmalarının seçiciler kurulu üyeliğini yapmakta olan piyanistimize 1971 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanı verilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solisti olan Verda Erman hakkında geniş bilgi için orkestra müdürlüğüne başvurulabilir (Tel: 0312.310 72 90).
AYLA ERDURAN
(Doğ. 1936) Devlet Sanatçısı
"Üstün yetenek" olgusunun bir örneği olan Erduran, beş yaşında müziğe başlamış, ilk keman derslerini Kari Berger'den almıştır. On yaşında ilk konserini veren sanatçımız, öğrenimini Paris Ulusal Konservatuvarı'nda Beneditti'nin öğrencisi olarak yapmış, konservatuvarı 1951'de birincilikle bitirdikten sonra New York'ta Juillard ve Curtis müzik okullarında Zino Francestatti ve Galamian ile çalışmıştır.
Ayla Erduran, 1956'dan başlayarak uluslararası planda başarılar kazanmıştır. Polonya'nın daveti üzerine bu ülkede altı konser sunan sanatçımız, aynı yıl Moskova'da David Oyştrak'tan dersler almış, 1957'de Wieniavsky Keman Yarışması'nda ödül kazanmıştır. 1958'de Brüksel'de Ulvi Cemal Erkin'in "Keman Konçertosu'nu yorumlayan Erduran, 1959'da Avrupa ülkelerinde, Amerika ve Kanada'da turneler gerçekleştirmiş, bir yıl içinde seksen dört konser vermiştir. 1962'de Cumhurbaşkanlığı Senfoni'nin Ortadoğu turnesinde solist olarak sanatını dinleten kemancımız, 1964te Londra'da Cohen Müzik Ödülü Kurumu'nun "Olga Verney Madalyası"yla onurlandırılmıştır. 1965te Londra'daki ünlü Albert Hall'da Gennady Rozdeswensky yönetimindeki Londra Senfoni Orkestrası eşliğinde yorumladığı Brahms konçerto, BBC'den yayınlanmıştır. Aynı yıl, Sibelius'un 100. doğum yılı dolayısıyla Cenevre'de verdiği konserde bestecinin keman konçertosunu Ernst Ansermet yönetimindeki Suisse Romande Orkestrası eşliğinde seslendirmiştir.
Yaratıcı yorumculuğu ve duyarlılığıyla uluslararası podyumlarda başarılarını sürdüren Erduran, Cenevre Konservatuvarı'nda uzun yıllar keman öğretmeni olarak öğrenciler yetiştirmiştir.
1971'de "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılan ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solisti olan Ayla Erduran hakkında geniş bilgi için CSO Müdürlüğüne başvurulabilir (Tel: 0312.3107290).
Diskografi:
Szymanovsky, Keman Konçertosu No.1, Lislovski yönetimindeki Poznan Senfoni Orkestrası.
Brahms, Keman Konçertosu, Carlos Paitas yönetimindeki Londra Senfoni Orkestrası.
Brahms, Sonatlar No.1, No.2, No.3, Ayla Erduran, ve Roger Aubert, UPR.
C. Franck, Debussy, Grieg sonatları, Erduran, Sarıca, UPR.
SUNA KAN

(Doğ. 1936) Devlet Sanatçısı

Plasson vardır, "ikili konçerto" yorumladığı ünlü solistler ise şunlardır: Yehudi Menuhin, Igor Bezrodni, Pierre Fournier, Andre Navarra, Frederick Riddle.
1971 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılan Suna Kan, Ankara Oda Orkestrasının kurucusu ve başkemancısıdır.
Bilgi için Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müdürlüğüne başvurulabilir (Tel: 0312.310 72 90)
Diskografi
Bach, Keman Konçertosu No.2, BVVV 1042, Ankara Oda Orkestrası, şef: G. Aykal, (LP).
Bach, Keman Konçertosu No.1 BVVV 1041, Ankara Oda Orkestrası, şef Gürer Aykal (LP).
Elgar, Serenad Op.20, Ankara Dda Orkestrası, şef: Gürer Aykal.
Mozart, Sinfonia Concertante, KV 423, Ankara Oda Orkestrası, şef: Gürer Aykal, solistler: Suna Kan, Ruşen Güneş, UP.
Bach, Keman Konçertoları, Ankara Oda Orkestrası, şef: Gürer Aykal, solistler: Suna Kan, Cihat Aşkın, Çetin Yalçın, UP.
Mozart, Keman Konçertoları, KV 207 ve KV 211, Ankara Oda Orkestrası, şef: Gürer Aykal, solist: Suna Kan, UPR Classics.
Mozart, Keman Konçertoları, KV 216 ve KV 218, Ankara Oda Orkestrası, şef: Gürer Aykal, solist: Suna Kan, UPR Classics.
Ulvi Cemal Erkin, Keman Konçertosu, Münih Filarmoni Orkestrası, şef: Hikmet Şimşek, solist: Suna Kan, (LP).
İSMAİL AŞAN
(Doğ. 1951) Devlet Sanatçısı
Üstün yetenekli çocuklarımız için çıkarılmış olan 6660 sayılı yasayla Fransa'ya gönderilen Aşan, müziğe beş yaşında babasından aldığı derslerle başlamış, daha sonra Adnan Saygun'la teori ve armoni çalışmış, 1963'te Paris'e gönderilerek Ulusal Konservatuvar'da Gabriel Bouillon'un öğrencisi olmuştur. 1965'te henüz on dört yaşındayken konservatuvarı birincilik ödülüyle bitiren kemancımız, yurda döndükten sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solistliğine atanmış, 1975'te Sovyetler Birliği'ne giderek Çaykovski Konservatuvarı'nda üç yıl David Oyştrak'la çalışmıştır.
Yurtdışında çok sayıda ülkede konserler veren Aşan, Moskova Filarmoni, Bükreş Filarmoni, Stockholm Radyo-TV orkestrası, Sofya Filarmoni gibi orkestralar eşliğinde konserler vermiş; Fransa, Almanya, ispanya, Yugoslavya, Romanya, Macaristan, Belçika, ingiltere ve isviçre'de sanatını dinletmiştir.
Gerçekleştirdiği "dünya prömiyeri" kapsamında Adnan Saygun'un "Keman Konçertosu"nu yorumlayan sanatçımız, 1981'de "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılmıştır. Başarılarıyla övündüğümüz Aşan, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solistidir.
Geniş bilgi için orkestra müdürlüğüne başvurulabilir (0312.310 72 90).
TUNÇ ÜNVER
(Doğ. 1953) Devlet Sanatçısı
Üstün yetenekli çocukların yurtdışında öğrenimi için çıkarılmış olan 6660 sayılı yasadan yararlanan Ünver, müziğe beş yaşında başlamış, Ankara Devlet Konserva-tuvarı'nda keman ve teori dersleri alarak 1965'te devlet bursuyla Fransa'ya gönderilmiştir. Paris Ulusal Konservatuvarı'nda Marcel Debot, Gabriel Bouillon, Zino Francescatti ve Arthur Grumiaux ile keman, Henry Challan ile armoni, Jacques Fevrier ile oda müziği çalışan sanatçımız, konservatuvarı bitirdikten sonra Cziffra Vakfı'nın "Üstün Yorumcu" ödülünü almıştır. Yurtdışında Genevieve Joy-Dutilleux ve Jacques Fevrier gibi ünlü piyanistler eşliğinde resitaller veren Ünver,Paganini'nin 1. Keman Konçertosu'nun Türkiye'de ilk seslendirmesini gerçekleştirmiştir. Fransa'nın önde gelen müzik merkezlerinde ve Danimarka, Almanya, Avusturya, Romanya ve Kıbrıs'ta sanatını dinleten Ünver'in Fransa'da ORTF radyosu ve televizyonunda verdiği konserler övgüyle karşılanmıştır. Yine Fransa'da yorumladığı konçertolar üzerine Le Figaro ve Midi Libre gibi basın organlarında yayınlanan yazılarda övülen Ünver, Gstaad Festivali'nde Yehudi Menuhin için özel bir resital sunmuş, 1977'de Bükreş'te yapılan "Avrupalı Müzikçiler Festivali"nde sanatını dinletmiştir.
"Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılan sanatçımız, orkestra eşliğindeki birçok yapıtın Türkiye'deki ilk seslendirmesini gerçekleştirmiştir: Paganini'nin Keman Konçertosu No. 1; Max Bruch'un İskoç Fantezisi; Samuel Barber'ın Öp. 14 Keman Konçertosu; Viextemps'ün Op. 13 Keman Konçertosu.Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solistidir.
ÇAĞIL YÜCELEN AKIN
(Doğ. 1962) Devlet Sanatçısı
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın solisti olan kemancımız Çağıl Yücelen, müziğe dört yaşında babası Akşit Yücelen'le başlamış, Ankara Devlet Konservatuvarı'nı altı kez sınıf atlayarak bitirdikten sonra italya'da Chigiana Müzik Akademisi'nde ve Viyana Devlet Müzik Yüksek Okulu'nda öğrenim yapmıştır. Ankara'da Jules Higny ve Suna Kan'la çalışan sanatçımız, italya ve Avusturya'da Wolfgang Marschner, Josef Sivo, Salvatore Accardo, Roswitha Randacher gibi seçkin kemancıların öğrencisi olmuş, Franco Farulli ile oda müziği dalında eğitimini sürdürerek Viyana Müzik Yüksek Okulu'nu "üstün başarı" derecesiyle bitirmiştir.
Sanatçımızın yurtdışında konser ve resital verdiği ülkeler arasında Avusturya, Almanya, Belçika, Fransa, ingiltere, italya ve ispanya bulunmaktadır.
Çağıl Yücelen, 1986'da Viyana Yaz Festivali'ne katılmış, uluslararası istanbul ve Ankara müzik festivallerinde yer almıştır. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde konçertolar yorumlayan kemancımız, "Anadolu Yaylılar Dörtlüsü"nü kurulmasına öncülük etmiştir.
Geniş bilgi için Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müdürlüğü'ne başvurulabilir (Tel: 0312.310 72 90).
Diskografi:
Chamber Music from Turkey,Anadolu Kuarteti, Hungaraton HCD 31521.
GÜLAY UĞURATA
(1940-1995) Devlet Sanatçısı
Değerli piyanistimiz Uğurata'yı 1995 yılında yitirmiş olmanın üzüntüsü içindeyiz.
Beş yaşında piyanoya başlayan sanatçımız, 1947'de istanbul Belediye Konservatuvarı'na girerek Ferdi Statzer'in öğrencisi olmuş ve konservatuvarı 1955'te bitirmiştir. 1956'da Bavyera Müzik Akademisi'nin bursuyla Almanya'ya giden Uğurata, Friedrich vvührer'le piyano, VVİlhelm Stross'la oda müziği çalışmış, VVührer'in master sınıfında öğrenimini 1959'ta tamamlamıştır.
Öğrenciliği sırasında Münih Filarmoni Orkestrası ile konçertolar seslendiren piyanistimiz, girdiği yarışmalarda ödüller almıştır: Bad Gastein Yarışması'nda birincilik (Avusturya, 1958); Akademiler Piyano Yarışması'nda ikincilik. (Almanya, 1959); Busoni Yarışması'nda diploma (italya, 1960).
Kariyerini 1963'e kdar Almanya'da sürdüren sanatçı, yurda dönünce Ankara Devlet Konservatu-varı'nda öğretmenlik yapmaya başlamıştır.
1966'da Suna Kan ile keman-piyano ikilisi kuran Uğurata, Kan'la birlikte yurtdışında çok sayıda resital vermiş, ayrıca bireysel olarak da hemen bütün kıtalarda konserler sunmuştur.
Gülay Uğurata'nın "dünya prömiyeri" kapsamında yorumladığı yapıtlar şöyle sayılabilir:
Nevit Kodallı'dan piyano ve orkestra için "Ebru", Cemal Reşit Rey'den piyano ve orkestra için "Çeşitlemeler"; Ulvi Cemal Erkin'den piyano için "Altı Prelüd"; Necil Kâzım Akses'ten piyano için "On Parça" ve "Beş şiir"; Bülent Arel'den keman ve piyano için "Duo"; Ferid Alnar'dan keman, viyolonsel ve piyano için "Trio' ve yine Alnar'dan keman ve piyano için "Süit".
1971 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılan ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın yıllarca solistliğini yapmış olan Uğurata'nın piyano edebiyatının yapıtlarına ilişkin zengin nota koleksiyonu, ölümünden sonra Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'na bağışlanmıştır.
KAYNAK
Ancan Özasker/ Muzıka-i Humayun’dan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na
Bu Sayfayı Hazırlayan Biricik Nişanlım Ersin'e teşekkür ederim.