Toscana'da Müziğin Peşinde (3)
Siena'nın yüreği Şarap ve Caz ritminde atıyor:
"Siena Jazz"...
Kente, ortaçağdan kalma surlarında açılmış kemerli kapılardan
giriliyor. Bu kapıların birinin üzerinde Latince bir yazı... Ne demek diye
soruyorum, çeviriyorlar:
"Siena, size yüreğini, bu kapıdan çok daha geniş açıyor"...
Siena'nın yüreğine dalmadan çok önce hissetmiştim Toscana yöresinin yüreğinde
olduğumu...
Buraya varabilmek için Chianti'den Moltalcino'ya uzanan bağlar arasından, üzüm
ve şarap kokuları arasından geçtim... Val d'Elsa'dan Pienza'ya mermeri, taşı,
ahşabı yontan, toprağı kili sırlayıp pişiren, demiri bakırı yoğuran, cami
üfleyen Etrüsklerden kalma biçimleri yeniden yaratan eller ve köyler arasından
geçtim... San Gimingnano'nun yükselen kulelerinden Farma ve Merse nehirlerine ,
oradan Montepulciano'nun çiçek açmış dapdar sokaklarına dayanan tepeleri aşıp
geçtim...
Geçtiğim her yerde, yüzyılların damak tadını günümüze taşıyan Montalcino'nun
"Brunello" şarabı, Montepulciano'nun "Nobile" şarabından içtim...
Geçtiğim her yerde, doğa nimetleriyle, tarih ; tarihle insanoğlunun
yaratıcılığı, akıl ve el becerisi , sanat ve zanaat, tatlar ve renkler bana
eşlik etti. Ve işte sonunda Siena'yı çevreleyen kapıların birinden içeri girdim.
Kentin yüreği, yeryüzünün belki de en güzel meydanı olan Piazza Del Campo'da
atıyor. ("Campo" , tarla demek. Kentin, üzerine kurulduğu üç tepe bu tarlada
birleştiğinden bu adı almış) Deniz kabuğuna benzeyen, kırmızı tuğla zeminli, bu
meyilli meydan 1300'lerden beri bugünkü görünümünde... Yalnız estetik
güzelliğiyle değil, çevresini saran yapıların görkemiyle, günün her saati yaşamı
keyfe dönüştüren kahveleri, lokantaları, barlarıyla, konumunun eşsizliğiyle,
enerji ve dinamizm ışınlayan merkez-kaç düzeniyle, günün her saati değişen ışık,
gölge ve renkleriyle, baştan çıkarıcı bir meydan...
Siena denince... Meydanının, klasik müzik akademisinin, "Palio"
yarışlarının, çevredeki eşsiz şaraplarının ününü bilirdim de, "Siena Jazz" diye
bir olayın varlığından hiç haberim yoktu... Eğer Türkiye ve kültürü hakkında
İtalya'da yazılar yazıp yayınlayan, bana Türk cazını tanıtan, Uluslar arası
İstanbul Tiyatro, Müzik ve Caz festivallerini yakından izleyen Franco
Martinelli'yi tanımasaydım, belki hiç haberim olmayacaktı.
"Caz sanatının nasıl önemsendiğini, nasıl ciddi ele alındığını, nasıl
değiştiğini ve günümüzün bir parçası olduğunu görmen için Siena'ya gelmelisin"
dediği için , Puccini operaları arasına Siena Caz Festivalinin açılışını
sıkıştırıp, soluğu orada aldım.
"Siena Jazz" 1977'de kar amacı gütmeyen bir dernek olarak doğmuş. Bugün yerel
yönetimlerin katkılarıyla, dünyanın sayılı caz okullarından birini barındıran ve
eşsiz bir arşivi barındıran bir Vakıf. Yıl boyu, caz eğitimini, araştırmayı,
profesyonelliği ve şenliği iç içe yoğuruyor.
Kentteki eski bir kaleyi , yerel yönetim Siena Jazz'a vermiş. Burada dev bir
bahçe içinde sınıflar, müzik laboratuarları, çalışma odaları, kitaplıklar ve
devasa bir ses arşivi yer alıyor. Bu arşivin başında Franco Martinelli var.
Yaz aylarında dünyanın her yerinden caz tutkunları, caz öğrencileri Siena'ya
akın ediyor. Ve içlerinden en yetenekli ve en şanslı olanlar buradaki iki
haftalık caz seminerlerine katılma olanağı buluyor.
Fortezza Medicea'da yani okula dönüştürülmüş kalenin bahçesindeyim. Her köşede
gençler ve çalgıları... Kimi çalıyor, kimi dinliyor... Bugün seçmeler,
derecelendirmeler var...260 kişi alınacak... Yüzde 40'ı yabancı, yüzde 60'ı
İtalyan... Sınıflar koridorlar tıklım tıklım... Sınıflara girip çıkıyorum... Her
yerde sınav heyecanı...
Girebilenler için bir bakıma "Master-Class" , ama ondan da öte... Çünkü özenle
seçilmiş, profesyonel cazcıların en iyileri, buraya kendi felsefeleri, kendi
ders programlarıyla, en önemlisi kendi profesyonel deneyimleriyle gelip hocalık
yapıyor... Öğrenciler hem pratik, hem teorik öğrenim görüyor , araştırma
yapabiliyor ve ayrıca her akşam hocalarla birlikte konserlerde çalma olanağı
buluyor... Öğrenciyi yalnız profesyonelliğe değil, araştırmaya ve yaratıcılığa
yönelten bir sistem kurmuşlar.
Ses arşivinin önemi çok büyük. Çünkü caz müziği, oldum olası doğaçlamayla
gelişti, serpildi, büyüdü. Caz tarihinin bir çok belgesi yazılı, basılı
notalarda değil, doğaçlamalarda gizli... Canlı yayınlardan alınmış kayıtların
basılması, arşivlenmesi , yayılması, yitirilmeye yüz tutmuş bir serveti gün
ışığına çıkardı. 20 bini aşkın ses kaydıyla, 45'likler, 78'likler ve canlı yayın
kayıtlarıyla, bu ses arşivi dünyadakilerin en donanımlarından biri.
Fortezza Medicea'dan ayrılmadan önce , bugüne dek Türkiye'den kimsenin caz
seminerine başvurmamış olduğunu öğreniyorum. Bir kez Roma'daki Türkiye
Büyükelçiliğinden bilgi istenmiş, ilgilenilmiş ama arkası gelmemiş. Franco
Martinelli, "Türkiye'den , katılmak isteyen bir öğrenci varsa, burs vermeye
hazırız." Diyor .Seminerler paralı elbet!
"Yol ve yatak parasını ödeyecek bir sponsor bulabilirse, eğitimini biz sağlarız.
Yeter ki, sıkı bir caz öğrencisi olsun!" diye ekliyor.
Benden duyurması.
Daha çok bilgi isteyenler www.sienajazz.it adresine başvurabilir.
Zeynep Oral